Home / Blog / Aristotle: Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçilik

 

Her şeyi dört dörtlük yapmaya çalışırken çok şey kaçırıyoruz bu hayatta. Yapmayı düşündüğümüz şey o kadar çok gözümüzde büyüyor ki bir türlü başlayamıyoruz. Sadece yapar halde olmanın mükemmel duygusundan uzağız. Her şeyi bir kategoriye koymuş, yasamı raflara kaldırıyoruz.Peki nereden ve ne zaman başlayacağız! Hayatımızda kaçırdığımız anlar, rafa kaldırdığımız anlardan daha mı mükemmel? Kendimizin hata yapmasına izin bile vermiyoruz, sonra neden mükemmel olmadığımızı düşünüyoruz.

Mükemmel nedir? Kime göre, neye göre mükemmel. Biz pürüzsüz mükemmellikte uygulamalar yapmaya çalışıyoruz. Ama zaten bu zillin yapısının pürüzlerle dolu olduğunun farkına varamıyoruz.

Oysa mükemmelin içinde hata vardır, ama biz hatasız mükemmellik peşindeyiz. Mükemmelin içinde yanlışlıklar, sorunlar, bozukluklar vardır. Mükemmelde işten atılmak vardır. Boşanmak, depresyona girmek, iflas etmek vardır. Farkında olmasak da tüm bunlar olduğu için her şey mükemmeldir. Bize göre olumsuz tecrübelerdir, ama mükemmelliğin içinde tam olması gerekliği yerdedir. O depresyon yüzünden hayalımız değişmiştir, ama farkında değilizdîr. İşten atıldığımız gün tanışmışızdır hayatımızın insanıyla, ama hâlâ anlayamamışızdır. Arzuladığımız bir anlaşmanın olmamasının bize ne getireceğine değil, bizden ne götüreceğine öyle odaklanmışızdır ki harika kurguyu kaçırırız anbean. Hata zannettiğimiz olayların neye dönüşeceğini seyretme sabrını göstermeyiz.
İnsana göre bunlar hatadır, ama insan böylesine bir zihin yapısının zaten halalarla dolu olduğunun farkına varamaz. İnsan olduğumuzu unutup, mükemmelin peşine düşüyoruz. Üstüne üstlük. Mükemmeli, mükemmel gibi değil, insana ait korku ve acizliklerle aramaya çıkıyoruz. Ardından, aradığımız mükemmelin ne olduğuna da yine biz, İnsanı insan yapan değerler; ego, korku, sevgi, yalnızlıklar ile karar veriyoruz… Sonra da kendi koyduğumuz mükemmellik kuralları ilerisinde acı çekiyoruz. Mükemmel olmanın bizi daha bari kakıştıracağını iddia ediyoruz. Fakat farkında değiliz mükemmellik yolunda kendimizi kaybediyoruz. Tüm koyduğumuz kurallarla kendimizden uzaklaştığımız yetmezmiş gibi, şimdi aynı kurallarla kendimizi bulmaya çıkıyoruz.

Mükemmel; en üst oluş halidir. Tam ve bütündür. En iyi olasılık konumu, her şeyin olduğu andır. Tanrıdır, yaratıcıdır, evrendir, Bu tüm oluş hali içerisinde her şey vardır; İyi. kötü. doğru, yanlış, ama tamdır. Her şeyi ile bir bütündür. En İyi süper konumdur. Biz tam olmaya çalışırken, hata yapmaktan korkuyoruz. Yarım bırakmaktan, risk almaktan, rezil olmaktan, dalga geçilmekten. Tam olmanın mükemmelliği yerine, hatasız olmanın bencilliğini yaşıyoruz. Evren, yaradılış bir bütün halindeyken, biz bunun içerisinden hataları ayıklamaya çalışıyoruz. İşte bu bütünün içerisinden hataları ayıklamak bizim acizliğimizden kaynaklanıyor.
Tüm bunları çıkartarak, “ben mükemmeliyetçi biriyim’ demek komiktir. Her şeyi dört dörtlük yapmaya çalınırken bütün gibi davranmamak insan egosundan kaynaklanır. İnsanın mükemmelinin içinde bozuk hiçbir şey olamaz. Bu çok bencilce ve ruhsallıktan uzak bir davranıştır. Hataya izin vermeyiz, sonra da bunun adına mükemmeliyetçiiik deriz. Bence burada mükemmel yoktur. Burada insanın arzuları, kaygılan, beğenilme korkusu vardır. Ve mükemmel dediği şeyin içerisinden hataları ayıklamak ister. Fakat tüm yaradılış süreci içerisinde her şeyin oluş ”ali vardır. Hata da bu yaradılışın oluş hali içerisindedir ve her şey olduğu gibi akar.

Devamı için →

YaseminSoysal.net Copyright © 2012