Toskana Bölgesi, Avrupa’nın turistik anlamda en cazip yerlerinden biri olan İtalya’nın 1934 yılında özerk olan bölgelerindendir. Bölgenin başkenti yerli ve yabancı turistler tarafından sene boyunca ilgi gören Floransa’dır. Dolayısıyla Toskana gezilecek yerler denildiği zaman odak nokta büyük ölçüde Floransa olmaktadır.

Toskana Bölgesi’nde Gezilecek Yerler

İtalya’nın Rönesans döneminin bizzat Toskana bölgesinden başladığı söylenir. Bu sebeple manzaraları, şarapları ile ünlü olmasının yanında dünden günümüze taşınan sanatsal miraslarıyla da ön plana çıkabilmektedir. Toskana bölgesinin yedi bölümü UNESCO korumasına alınmıştır. Bu bilgi bile bu eşsiz coğrafyaya dair çok güçlü bir referans olarak kabul görür.

Coğrafi olarak bölgenin büyük bir kısmı tepe ve dağlardan oluşur. Arno Nehri kenarında kalan kısım ise ovadır. Ova kısmı sınırlı olmasına karşın oldukça verimli topraklara sahiptir. İklim ise kıyı bölgelerinde ılıman, iç bölgelerde ise biraz daha sert ve yağışlıdır.

İtalya’da en fazla turistin ziyaret ettiği yerlerden olan Toskana bölgesi; gerek doğası ve tarihi gerekse mimarisi ve sanatıyla her kesimden fazlasıyla ilgi görmektedir. İlk olarak Toskana’nın kalbi olarak tanımlanan Floransa’da gezilecek yerler rotasının başlangıcını yapalım.

Floransa

İstanbul’daki evimde tek başına oturduğum bir akşam yazılarımı yazıyordum. Tek başına yaşayan çoğu kişi bilir ki bazen bu durum çok sıkıcı olabilir. Ailemi özlemiş ve hatta o çıktığımız en son seyahat burnumda tütüyordu. Bir anda bilgisayar ekranıma bir tur acentasının reklamı düştü. Sadece ve sadece yedi kişilik bir kontenjandı ve bir saat sürecek bir indirim fırsatı vermişlerdi. Gezi İtalya-Toskana bölgesi ve Floransayı kapsıyordu. Fiyatı gerçekten uygun diye düşünürken hop iki kişi satın aldı. Tanrım ne yapmalıyım diye düşünürken işte daha anne ve babamı aramaya fırsatım olmadan bir kişi daha İtalya-Floransa turunu satın aldı. O an yine kendimi hangi ara ikna ettiğimi bile fark edemeden kredi kartımı çıkarttığımı fark ettim. Hızlıca girip son kalan yerleri de ben satın aldım. Gecenin bir vakti bilgisayarın önünde yüzümde anlamsız bir sırıtışla beş dakika oturduğumu hatırlıyorum. O nasıl bir keyif ve haz anıydı. Kahkaha atmaya başladım İtalya’ya gidiyorduk ve ailemin bundan haberi yoktu. Gecenin 23.30 unda annemi aradım. Annem bir şey olduğunu düşünerek heyecanla açtı telefonu. Tabi gecenin onbirinde önemli bir haberim var diye kızınız sizi arasana aklınıza gelecek en son şey  İtalyaya-Floransa bileti almış olacağı olurdu herhalde. Sen delisin dedi ve hissettiğim kadarıyla o da aynı yaşam sevincini hissetti. Eğer bu delilikse dünyanın en güzel hissiydi.

İtalya ve Toskana’ya paskalya tatilinde gidecektik. Bir an için daha çoşkulu festival gibi geçeceğini düşünmüştüm. Şimdi ilk söyleyeceğim sessiz sedasız bir tur istiyorsanız kesinlikle tatil zamanları gidin ama ben bir daha gidecek olsam daha çoşkulu, daha hareketli, daha festival tadında bir zamanda gitmeyi tercih ederdim.

İlk durağımız Floransaydı;

İtalya’nın o tatlı ruhuyla ilk defa karşılaşıyorduk. Öncelikle bir meydanda oturup makarna ve şarap yapacak olmak, her an etrafta gelen İtalyan müzikleri ile çoşkulu insanlarla birlikte o masalarda oturmak bile bana heyecan veriyordu. Floransa zaten bambaşkaydı. Bir anda heykellerin, yapıların, sanatın içinde bulmuştuk kendimizi. Toskana Bölgesi’nin başkenti olan Floransa; yemyeşil doğası, yemekleri, şarapları ve tarihi ile büyülü bir güzelliğe sahipti. İtalya ve Avrupa’nın en ilgi çekici turistik kentlerindendi. Görkemli bir sanat birikimine sahip kent, Medici Ailesi’nin bölgeye hâkim olması ile beraber çok ciddi bir gelişim göstermişti. Bu arada Floransa, kimi kaynaklarda Firenze olarak da geçebilmektedir. Öyle çok ayrıntı öyle çok detay, isim, sanat eseri vardı ki bu yazıyı kaleme alırken her birinin üzerini koyu harflerle çizmeye ve her fotoğrafın altına detaylı açıklamasını yazmaya özen gösterdim. Çünkü Floransa yazısı diğer hiç bir seyahat yazısına benzemiyordu.

SAN GİMİGNANO

Floransa’nın bu kadar sanatın ve mimarinin merkezi konumunda olmasının en önemli nedeni 1300’lü yıllarda İtalyan Rönesansının bu bölgede doğmuş olmasıdır. Geçmişte de hem ekonomik hem de siyasi olarak tüm Avrupa’nın en önemli kenti olmuştur. Burada başlayan Rönesans hareketleri ve sanat, edebiyat gibi alanlalar yaşanan gelişmeler Avrupa’nın tüm tarihini değiştirmiştir. Floransa aslında İtalyanlar için o kadar önemli bir şehirdir ki birçoğu burayı “Gerçek İtalya” olarak tasvir etmektedir. Floransa hakkında söyleyebileceğiniz en önemli şey, tarihi, sanat kokan sokakları ve muhteşem mimarisi ile insanın aklını başından alıyor olmasıdır.

Floransa’ya Ne Zaman Gidilmeli?

Bence kesinlikle İtalyanların tatil olduğu ve başka ülkelere gittiği bir zaman olmamalı. Biliyorum belki bana diyeceksiniz, sokaklar daha sakin, müzelerde daha az sıra olacak ama o İtalya’yı İtalya yapan çoşkulu insanlara hayattan zevk almalarına, sokakta şarkı söyleyip yemek yemelerine çok fazla şahit olmayacaksınız. Eğer o ülkeyi yaşamak istiyorsanız bence tercih etmeniz gereken zaman Paskalya olmamalı. Biz gittiğimizde insanlar genelde aileleri ile evlerdeydi.

Floransa’da iklim yaz aylarında sıcak ve güneşli iken kış aylarında ise yağışlı ve soğuktur. Bölgeyi ziyaret ettiğinizde rahat rahat gezmek istiyorsanız en uygun tarih, Mayıs-Ağustos ayları olmaktadır. Ağustos ayı içinde bölgede tatiller ve bayramlar olduğu için çoğu kişi bölgeden ayrılmakta ve bu yüzden de çoğu dükkân kapanmaktadır. Bu tarihte gittiğinizde sıkıntı yaşayabileceğinizi ve buna göre plan yapmanızı tavsiye edebiliriz.

İtalya’nın Toscana Bölgesi’nde bulunan ve tarihi sokakları ile sizi kendine hayran bırakacak olan Floransa tarih, kültür ve sanat kokan bir şehirdir. Kuzey İtalya’nın en önemli nehirleri arasında yer alan Arno Nehri çevresinde kurulu olan bu şehirde sanat ve mimari muhteşem bir uyum içindedir. Floransa gezi rehberi arayanlar için bölgeyi ziyaret ettiğinizde, orada güzel vakit geçirmeniz ve mutlaka gezip görmeniz gereken yerler hakkında sizlere detaylı bilgi vermek istiyorum.

Floransa’da Gezilecek Yerler

Piazzale Michelangelo meydanından tüm floransa güzelliği ayaklar altında.

İtalya’nın tüm tarihini ve aslında karakterini öğrenebileceğiniz Floransa’da gezebileceğiniz onlarca yapı vardır. Muhteşem bir kültür, sanat ve mimari gezileri yapabilirsiniz. Ülkeyi ziyaret ettiğinizde görmemeden dönmemeniz gereken ve aslında Floransa’yı gerçek anlamda gezdiğinizi hissettiren yapılar neler sizlere bilgi vermek istiyoruz. Floransa’da gezilecek yerler şöyledir:

Floransa’da gezilecek yerler

  • Signoria Meydanı

  • Duomo Meydanı

  • Floransa Katedrali

  • Aziz Giovanni Vaftizhanesi

  • Uffizi Sarayı ve Galerisi

  • Vecchio Köprüsü

  • Akademi Galerisi

  • Vecchio Sarayı

  • Pitti Sarayı ve Boboli Bahçeleri

  • Santa Croce Bazilikası

  • Medici Şapeli

  • San Lorenzo

  • Santa Maria Novella

Floransa’da gezmeniz ve görmeniz gereken birçok eşsiz yapı olduğunu ve bunların Floransa gezilerinde mutlaka görülmesi gereken yerler olduğunu söyleyebiliriz.

Ağustos ayında ise tatiller ve bayramlar dolayısı ile halkın büyük bölümü şehirde olmuyor ve bu dönem mağazaların büyük bölümü kapalı oluyor. Bu nedenle seyahatinizi ağustos ayına denk getirmeseniz iyi olur.

Signoria Meydanı

(Loggia Dei Lanzi Meydanı Olarakta Bilinir)

Bu meydana geldiğimizde tam olarak bu fotoğraftaki gibi bir yüz ifadesi sizi bekliyor olacak. Sürekli etraftaki eserlere, heykellere bakmaktan onları incelemekten yorulmuştuk.  Signoria Meydanı’nından başlayacak olursak bölgenin tam anlamıyla bir açık hava müzesine benzediğini söyleyebiliriz. Burası Rönesans’ın başlanmasına sebep olması nedeni ile gezilmesi gereken ilk yerler arasındadır.

Ayrıca meydanda Michelangelo’nun ünlü eseri Davud heykeli’ni de görebilirsiniz. Elbette meydanda sanat eseri olarak görebilecekleriniz Davud heykeli ile sınırlı kalmayacaktır. Ayrıca Bandinelli’nin Casus ve Herkül eserleri, Ammannati’nin Neptün Çeşmesi eserlerini de göreceksiniz. O kadar çok eser ve sanatçı var ki bunları tek tek yazmak sizin sadece kafanızı karıştıracaktır. Bu yüzden Signoria Meydanı’ndaki heykellerin fotoğraflarını ile sizinle paylaşmak istiyorum. Altlarına o heykelle ilgili küçük notlar yazdım ki böylelikle Signoria Meydanı’nda sizi neyin beklediğini daha iyi anlamış olursunuz. Ayrıca oraya gittiğinizde o heykel neydi bu heykel neydi diye kafanız karışmamış olacak. Çünkü ben giderken tek tek heykellerle ilgili bilgi bulamamıştım.

Deniz Tanrısı Neptün’ün Heykeli

Mermer atlar ve etrafında deniz kızları ve erkek deniz Tanrıları vardır. Floransa,Signoria Meydanı

Neptün-Heykeli-Floransa-Signoria-Meydanı.JPG

Deniz Tanrısı Neptün’ün heykeli, mermer atlar ve etrafında deniz kızları ve erkek deniz tanrıları vardır. Floransa,Signoria Meydanı

 

Medusa’nın Başı – Perseus Statue, Signoria

Medusa-Başı-ile-birlikt-Perseus-head.JPG

Medusa’nın Başı – Perseus Statue, Signoria

 

Herkül ve Cacus

Piazza della Signoria’daki, Palazzo Vecchio’nun girişindeki heykel

Herkül-ve-Cacus-Floransa-İtalya'da-Piazza-della-Signoria'daki-Palazzo-Vecchio'nun-girişindeki-heykel.

Herkül ve Cacus, Piazza della Signoria’daki, Palazzo Vecchio’nun girişindeki heykel.

Patros’u Tutan Menalaüs’ün Heykeli

Loggia dei Lanzi’nin (yani diğer adıyla Signoria Meydanı) merkezinde bulunuyor

Loggia dei Lanzi’nin merkezinde bulunuyor, Patros’u tutan Menalaüs’ün heykeli

 

Centaur Nessus’u Yenen Herkül Heykeli (1599)

Herkul (Yunan mitolojisinde Herakles, Roma Mitolojisi’nde Herkül) ve kentaurosun (Kentaurlar ya da Sentorlar, Yunan mitolojisinde kısmen insan ve kısmen at görünümlü yaratıklardır.)

Herkul (Yunan mitolojisinde Herakles, Roma Mitolojisi’nde Herkül) ve kentaurosun (Kentaurlar ya da Sentorlar, Yunan mitolojisinde kısmen insan ve kısmen at görünümlü yaratıklardır.) Loggia dei Lanzi’de (diğer adı signoria meydanı) meydanında, Giambologna (heykeltıraş sanatçısı) tarafından yapılan, Centaur Nessus’u yenen Herkül heykeli (1599), Floransa.

Centaur Nessus’u Yenen Herkül Heykeli Arka Görünüm

Herkül (Yunan mitolojisinde Herakles, Roma Mitolojisi’nde Herkül) ve kentaurosun (Kentaurlar ya da Sentorlar, Yunan mitolojisinde kısmen insan ve kısmen at görünümlü yaratıklardır.) Loggia dei Lanzi’de (diğer adı Signoria Meydanı) meydanında, Giambologna (heykeltıraş sanatçısı) tarafından yapılan, Centaur Nessus’u yenen Herkül heykeli. Arkadan görünümü (1599), Floransa.

“Sabin Kadınların Kaçırılışı” ya da “Tecavüzü”

Giambologna’nın yaptığı başka bir heykel. ”Sabin Kadınların Kaçırılışı” ya da “tecavüzü” olarak sergileniyor. Orjinali müzede (1581-83) mermer, 410 cm yükseklik.

”Sabina Kadınlarının Kaçırılışı” Heykeli Arka Görünüm

Giambologna’nın yaptığı (Ratto della Sabina) ”Sabina Kadınlarının Kaçırılışı” arkadan görünüşü. Bazı verilerde Sabina kadınlarının tecavüzü olarak geçiyor. Bu meydanda ki orjinal değil, reprika, orjinalı müzede sergileniyor.

Judith ve Holofernes Heykeli.

Judith ve Holofernes Heykeli. Donatello tarafından yaratılmış bronz bir heykeldir. Meydanda duran kopyasıdır. Palazzo Vecchio’nun zambaklar salonunda bronzdan yapılmış orjinal hali bulunuyor. Judith’in Holofernes’in başını kesmesi sahnesidir.

Michelangelo’nun Davut Heykeli

Michelangelo’nun Davut Heykeli, Michelangelo Buonarroti tarafından 1501 yılında yapımına başlanmış ve 1504 tarihinde tamamlanmıştır. Burada ki Palazzo Vecchio sarayı önünde duran bir benzeridir. Orjinali Galleria dell’Accademia’da sergilenmektedir.

 

O kadar heykeli dolaşırken, anlamaya çalışırken arada insan heykelini doğal olarak fark edemiyoruz. Bu yüzden aniden irkilmemize sebep oluyor. Aslında İstanbul Taksim’in göbeğinde olsalar sadece bakar ve geçersiniz. Ama burada her yer heykel ve neredeyse hepsi birebir gerçek gibi bu yüzden bu heykellerin arasında aniden kıpırdayan bir tanesi olduğunda büyük bir boşluğa düşüyorsunuz. Kahkahalar eşliğinde fotoğraflarımızı çekiyor ve artık meydandan ayrılmamız gerektiğini böylelikle anlıyoruz.

Heykel taklidi yapan insan

Signoria Meydanı’nda Heykellerin arasında hareket eden biriyle karşılaştığınızda şaşırmaya hazır olun.

Yürüyerek tüm şehirde harika vakit geçirebilirsiniz. Biraz yemek yiyerek biraz köpek severek şimdi sıradaki görülmesi gereken yere doğru hareket ediyoruz.

Palazzo Vecchio ve Uffizi Galerisi de bu bölge içinde bulunur. Uffizi Galerisi geniş koleksiyonu ile dikkat çeken Floransa’daki müzelerdendir. Leonardo da Vinci ve Botticelli gibi sanatçıların eserleri de burada sergilenmektir.

Palazzo Vecchio (Eski Saray)

Floransa’dan bahsederken Palazzo Vecchio yani dilimizdeki karşılığıyla “eski saray”dan bahsetmeden olmazdı. Arnolfo Di Combio tarafından inşa edilen bu saray Floransa’nın en ünlü meydanlarından biri olan Signoria Meydanı’nda bulunmaktadır. Sarayın girişinde Davud heykelinin bir kopyası vardır. Zaten yukarıda Signoria heykelleri kısmında Palazzo Vecchio sarayının önünde duran Davud heykelinin fotoğrafını koymuştum. Oradan Davut heykelinin resmine bakabilirisiniz. Fotoğrafın altına Palazzo Vecchio sarayının önünde, diye de not düştüm.

Palazzo Vecchio’nun Görünümü

Hiç şüphesiz en çok dikkat çeken yeri beş yüzler salonudur. Adını beş yüz üye konseyinden alan bu salonun bir duvarı Michelangelo, bir duvarı ise Leonardo tarafından resmedilmiştir. Ayrıca içeride Donetello’nun “Judith ve Holofernes” adlı eseri gibi birçok ünlü eser görebilirsiniz. Eğer biraz basamak çıkmayı gözünüz keserse sarayın kulesinden şahane bir Floransa manzarası izleyebilirsiniz.

DUOMO MEYDANI

Floransa’ya gittiğinizde elbette Giotto’nun Çan Kulesi, Aziz John Vaftizhanesi ve Floransa Katedrali’nin bulunduğu eşsiz Duomo Meydanı’nı görmeden Floransa’yı gördüm dememelisiniz. Gotik bir mimariye sahip olan Giotto’nun Çan Kulesi, Floransa Katedrali’ni tamamlayan bir parçasıdır. Çok sayıda mermerden oluşan bu kulede yedi adet çan bulunmaktadır. Bu meydanda bulunan gezebileceğiniz ilk yer hiç kuşkusuz en bilinen dini yapılardan olan Floransa Katedrali’dir. Kendimizi bir anda başka büyülü bir meydanda buluyoruz. Gerçekten sürekli başımız yukarılarda, yapılan özenli binalar ve yaşadığımız hisler bizi başka bir döneme götürüyor. Arada kiliselerden kulağımıza gelen çan sesleri meydanın mistik havasını daha da artırıyor.

Giotto’nun Çan Kulesi

DUOMO Meydanı’nda yer alan Floransa Katedralinin bir parçası olan çan kulesidir. İtalyanca Campanile Di Giotto olarak bilinir. Mimarı Giotto Di Bondone olarak bilindiği için Giotto’nun Çan Kulesi olarak bilinir.

Floransa Katedrali

Floransa Katedrali, Duomo ya da Santa Maria del Fiore olarak da bilinir, İtalya’da Floransa kentinde 1296-1436 arasında inşa edilmiş olan katedral.

 

Floransa Katedrali; 1296 – 1436 yılları arasında inşa edilmiş görkemli bir yapı.

 

Floransa Katedrali (Santa Maria del Fiore ya da Duomo)

 

DUOMO Meydanı

Floransa Katedrali’nin uzaktan görünüşü

Kentin en turistik ve yoğun ilginin olduğu katedralde Kıyamet Günü isimli fresk dikkat çeker. Katedralin Kubbesi de yapılışı bakımından oldukça ilgi çekicidir. Arnolfo di Combia tarafından yapımı başlatılan kubbe Brunelleschi tarafından bitirilmiştir. Katedralin planı ise Latin haccı şeklinde yapılmıştır.

Floransa’da bulunan ve sekizgen yapısıyla dikkat çeken Aziz John Vaftizhanesi kentin en eski yapılarından biridir. Medici ailesi, dönemin ileri gelenleri ve ünlü İtalyan şairi Dante burada vaftiz olmuştur.

PİTTİ SARAYI

Arno Nehri’nin güneyinde ve Boboli Bahçeleri’nin kuzeyinde yer almaktadır. 1458 Yılında Floransalı bankacı Luca Pitti tarafından yaptırılmıştır. Pitti sarayı (Palazzo Pitti) Floransa’nın merkezinde, Duomo ve Signoria Meydanlarına kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Pitti sarayının enerjisini seviyoruz. Bizim bulunduğumuz ana mı denk geldi bilmiyorum ama etrafımızda hep gençler vardı. Gözlerimiz orta yaşlı gezgin turistleri aradı ama bu sefer üniversite öğrencileri ile çevrili bir kampüste gibi hissediyoruz. Etraftaki enerjinin de etkisiyle biz de Pitti Sarayı’nın girişine serilip günün yorgunluğunu atıyoruz. Orada o taşların üzerinde kaygısızca oturup etrafı izlemek gerçekten keyif veriyor.

Arno Nehri’nin güneyinde ve Boboli Bahçeleri’nin kuzeyinde yer almaktadır. 1458 Yılında Floransalı bankacı Luca Pitti tarafından yaptırılmıştır.

 

Pitti Sarayı (Palazzo Pitti) Floransa’nın merkezinde, Duomo ve Signoria Meydanlarına kısa bir yürüyüş mesafesindedir. Pitti Sarayı’nın önü hafif eğilimli bu yüzden oraya uzanmak insanı çok rahatlatıyor. Pitti Sarayı’na giderseniz taşlara uzanıp, bir kaç dakika da olsa gözlerinizi kapatıp dinlenebilirsiniz.

 

Pitti Sarayı

Nehrin güneyinde ve eski köprüye yakın bir konumda yer alan Pitti Sarayı Luca Pitti’ye aitken Medici ailesi tarafından satın alınmıştır. Bundan sonra ise Toskana Büyük Dükalık ailesinin yönetim sarayı olmuştur. 6 bölümden oluşan bu sarayın arka kısmında meşhur Boboli Bahçeleri bulunmaktadır.

Pitti Sarayı’nın hemen arkasında bulunan Boboli Bahçeleri Medici ailesi için tasarlanmıştır. Floransa’nın en görülesi yerlerinden biri olan bu bahçede Antik ve Rönesans dönemine ait heykeller, çeşmeler, geniş yeşil alanlar ve yapay mağaralar bulunmaktadır.

Floransa’ya geldiğinizde Akademi Galerisi orijinal ismi ile ”Galleria dell’ Accademia’yı görmeden olur mu? Bu akademi Avrupa’da resim, heykel ve çizim tekniklerini öğretmek amacıyla kurulan ilk okuldur. Akademiyi önemli yapan diğer şeylerden biri de Michelangelo’nun Davud heykelinin orijinali ve birçok çalışmasının burada olmasıdır. Venüs ve Aşk Tanrısı dahil olmak üzere birçok ünlü heykelin bulunduğu bu sanat akademisini mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Santa Croce Bazilikası

Floransa’nın ilk büyük bazilikası olan Santa Croce Bazilikası  Dominikan mezhebinin kilisesidir.  İçerideki çarmıha gerilmiş İsa heykeli ve Mediciler tarafından yapılan altı adet şapel görülmeye değer özelliktedir. Santa Croce Bazilikası’nda Machiavelli, Galileo, Dante ve Michelangelo gibi bilinen kişilerin mezarları bulunmaktadır. Ayrıca yine bu özel bölgede Rönesans döneminden eserler de sergilenir.

Santa Croce Bazilikası (İtalyanca: Basilica di Santa Croce) İtalya, Floransa’da Franciskan mezhebinin en önemli kilisesi olup, Roma Katoliik Kilisesi’nin küçük bir basilikasıdır. Santa Croce Meydanı’ndadır.

Floransa’da görülmesi gereken kiliselerin en önemlilerinden biri de hiç kuşkusuz San Lorenzo Bazilikası’dır. Sekizgen yapıya sahip bu bazilikada bazı Medici aile üyelerinin önemli eşyaları ve mezarı bulunmaktadır. Kilisede aynı zamanda Donetallo’nun mezarı da bulunmaktadır.

Ponte Vecchio Köprüsü

Yürüyerek Ponte Vecchio Köprüsü’nün oraları gezmek istedik. Turistik bir bölge, çeşit çeşit restaurantlar ve dükkanlar var. Eğer güzel bir yemek istiyorsanız araştırama yaparak gitmenizi tavsiye ederiz. Biz en kalabalık restaurant girdik ama aradığım İtalyan makarnası lezzetini bulamadım.  Yorulmuştuk ama güzel bir keyif içerisindeydik. Bu bölgeyi sevdiğimi söyleyebilirim. Belki de nispeten diğer bölgelere göre daha canlı ve kalabalıktı. Burası Floransa da görülmeye değer yerlerdendir. Medici Ailesi’nin yaptırdığı köprü aslında halka görünmeden geçiş yapmalarını sağlamaktaydı. Günümüzde Palazzo Pitti ile Palazzo Vecchio arasındaki Ponte Vecchio köprüsünü kullanarak buradaki manzarayı seyredebilirsiniz. Köprünün üzerine Ortaçağ döneminde yapılan Mannelli Kulesi ise şehri savunmak adına inşa edilmiştir. Bu dönemde tabakhane ve demir atölyelerinin bulunduğu bir alan olarak kullanırken günümüzde kuyumcular bulunmaktadır. Kesinlikle köprüden diğer tarafa geçin, Ponte Vecchio köprüsünün üzerindeki ev gibi yapılar ilginizi çok çekecektir.

Ponte Vecciho Köprüsü; Arno Nehri üzerinde bulunan, Floransa’nın en meşhur köprüsüdür.

Floransa seyahatinizde her an sokak aralarından farklı levhalar çıkabileceğini unutmayın. Beni inanılmaz mutlu etmişti bu levhalar. Belki de yasağın en güzel haliydi. Ne olursa olsun yasak olan bir şeylerin farklı bir algıyla sunulması yüzümüzü güldürmüştü.

Piazzale Michelangelo Meydanı

Piazzale Michelangelo Meydanı’nı muhakkak gidilmesi gereken, şehrin olmazsa olmazlarından olduğunu duymuştuk. Piazzale Michelangelo, şehrin Oltrarno bölgesinde bulunan Floransa’nın panoramik manzarasına sahip bir meydandır. Oraya gidip tüm Floransayı yukarıdan görmek ve izlemek istedik. Çünkü Floransa şehirinde o kadar çok detay vardı ki bazen tüm bu ayrıntılar fazla geliyor. Floransa’yı görebileceğim bir şehir manzarası harika olur diye düşünerek buraya geldik.

Piazzale Michelangelo buraya bir müze kurulacağı için bu adı almıştır ancak meydan olarak kalmıştır. Burada Floransa’ya hakim olan bir manzara vardır.

Piazzale Michelangelo, şehrin Oltrarno bölgesinde bulunan Floransa’nın panoramik manzarasına sahip bir meydan. Yukarıdan şehir manzarası bir harika.

Davud Heykeli’nin taklidi, orjinali müzede

Piazzale Michelangelo Meydanı’nda Davud(DAVİD) Heykeli

Piazzale Michelangelo Meydanı’ndan Floransa manzarası izliyoruz.

Piazzale Michelangelo Meydanı’ndan Floransa manzarası

Floransa Katedrali’nin görüntüsü.

Piazzale Michelangelo Meydanı’ndan Floransa manzarası

 

FLORANSA’DA ALIŞVERİŞ

Signoria Meydanı yakınlarındaki küçük halk pazarı

İtalya’ya geldiğinizde tabiki tüm turistlerin yaptığı gibi makarna almadan dönmeyeceğiz. Olabildiğince ülkemizde bulamayacağımız farklı makarnaları bulmaya çalışıyoruz. Kırmızı şaraplardan bahsetmiyorum bile çünkü burada çok daha kaliteli şarapları çok daha uygun fiyata bulabileceğimizi fark ettik. Tabi şuan euronun son kuruna Floransa-İtalya’ya  gittiğinizde buna karar vermenizi tavsiye ederim. Çünkü internette bulacağınız bilgilerin çoğu hep eski euro kuru üzerinden olacaktır ve bu da sizin için yanıltıcı olur. Bundan dolayı oraya gittiğinizde neler almanız gerektiğine karar vermeniz daha doğru olacaktır. Bizim için yine de şarap ve makarna birinci sırada olacaktır.

Floransa’da gördüğümüz salatalardaki eşsiz lezzetlerden biri olan balzamik sirkeden bahsetmeden olmazdı sanırım. Sizler de evlerinizde rengârenk salatalarınızda bu lezzet devam etsin isterseniz balzemik sirke almadan dönmeyin.

İtalya’da tekstil ve deri ürünleri dediğimiz zaman her ne kadar akıllara Milano gelse de Floransa’nın da bu konuda hakkını mutlaka vermeliyiz. Deri çanta ve ayakkabıların meşhur olduğu bu şehirde özellikle Scuola del Cuoio’ya (deri okulu) gidip hem bu ayakkabıların yapılışını izleyebilir hem de alışveriş için bu ürünlere göz atabilirsiniz. Ayrıca Piazza San Lorenzo diğer adıyla dericiler meydanında kendinize ve sevdiklerinize hediyelik çantalar alabilirsiniz. Mercato Centrale, yani merkez çarşısında aradığınız özel tatları bulabilir, elektronikten tekstil ürünlerine kadar birçok ürünü buradan satın alabilir, dönüş yolculuğunda sevdiklerinize güzel sürprizle yapabilirsiniz.

Seramik alanında da başarılı bir şekilde var olan bu güzel şehirden seramik tabaklar alıp kendinize ve sevdiklerinize harika sofralar kurabilirsiniz.

Tüm bunlara ek olarak ülkenin genelinde yayılmış olan Pinokyo temalı ürünleri Floransa’nın birçok yerinde bulabilir, kırtasiye ve kozmetik ürünleri de satın alabiliriniz. Bilmiyorum neden ama pinokyo temalı hediyeler içimize garip bir mutluluk dolduruyor. Kendimize pinokyadan birer adet kurşun kalem alıyoruz. Hayallerimizi ve bundan sonra yapmak istediklerimizi yazmak için insanın kendisine verebileceği güzel bir hediye.

Ayrıca sizler de benim gibi Paskalya zamanında buraya gelebilir ve bu bayramın ve Floransa’nın tadını daha bir başka çıkarabilirsiniz. Yine Floransa’da düzenlenen klasik müzik festivali, dans festivali, kağıt fenerler festivali ve çiçek festivalinin tarihlerine bakmadan ve imkanınız varsa bunlara katılmadan  sakın bu şehirden ayrılmayın.  

 

İTALYA, FLORANSA LEZZETLERİ

İtalya gelir gelmez Paskalya kutlamalarına dahil olmuştuk. Etrafta hiç görmediğim büyüklükte ve güzellikte çikolatalar vardı. Çikolatan çok birer sanat eserine benziyorlardı. Her yer çikolatayla kaplı gibiydi. Paskalyanın ruhu hissedilirken bir çok mekan ve restaurant kapalıydı. Bu yüzden tatil zamanında gitmenin hem avantajları hem de dezavantajları vardı.

Hele ilk sabah yemek yiyecek tek yer bulamamış ve kilisede dağıtılan yumurtaları yemek için kendimi zor tutmuştum. En sonunda tost, pizza karışımı ayak üstü bir lezzet bulduk ve kaldırım kenarına oturup kahvaltımızı yapmaya başladık. İtalya’da zengin bir kahvaltı beklemeyin.

 

 

 

Kendime rahat bir yer bulduktan sonra tostun yanına verdikleri yumurtayı soymaya başladım. İnanılması güç ama gerçekten etrafta bunları temin edebileceğimiz bir yer bulduğumuz için bile şükrettik. İtalya’da onca lezzet denedim ama şu küçük yumurtanın tadını unutmam mümkün değil.

En sevdiğimiz kafe ve restaurant seçimimiz (eğer elinizde bir öneri yada tavsiye edilen bir rastaurant yoksa) bir meydanın ortasında durup etrafımı izlemek ve en popüler mekanı gözünüze kestirmek olurdu. Gerçekten diğer restaurantlardan farklı bir sıra ve ilgili varsa gidip denerdik. Bu her ülkede işe yarayan bir metodtur.

Babam seyahate çıkarken ilaçlarını evde unuttuğu için yediklerine çok dikkat etmek zorunda kaldı. Maalesef burası tam onun ülkesiydi. Thailand da olduğu gibi yemek seçmek zorunda değildi. İşte yaşadığı talihsizlik sonucu İtalya’da yediklerine dikkat etmek zorunda hissetti. Annem ve ben genellikle farklı soslardan yapılmış makarnaları denedik. Bir akşam üstü meydanda bir restauranta oturduk. İtalya’da neşe ve keyif hakimken yediğimiz makarnalar ve şaraplar sonrasında attığımız kahkahaları unutamıyorum.

Tipik bir Akdeniz mutfağı ürünleri göreceğimiz Floransa’da bütün İtalya’nın genelinde yaygın olan pizza, makarna gibi lezzetlerin dışında sadece bu büyüleyici şehre ait birçok lezzet deneyebilirsiniz. Sizlere tavsiyem bu lezzetlerin hepsinin tadını çıkarmanızdır. Tabii burada tadını çıkarmaktan maksadım her bir lezzet deneyimini yavaşça, paylaşarak ve hissederek yemeniz olacaktır. Bu lezzetlerden ilki “Bistecca alla Fiorentina” adı verilen dilimlenmiş Floransa bifteğidir. Bu biftek Toscana bölgesine özel Chianina ya da Maremmana inek türlerinden yapılır. Yüksek ateşte mühürlenerek içi sulu kalacak şekilde hazırlanan ve baharatlarla tatlandırılan bu et 4-5 cm kalınlığındadır. Güzel bir sohbet eşliğinde sevdiklerinizle bu yemeği paylaşmaya ne dersiniz? Zira İtalyanlar bu biftek porsiyonu konusunda oldukça cömert davranıyorlar.

Her restaurant ve kafe birbirinden güzel ve keyiflidir.

Floransa deyince akıllara gelen ikinci bir lezzet de ineklerin bağırsağı veya işkembesinden yapılan yeşil bir sosla servis edilen Lampredotto adı verilen yemektir. Sizin de aklınızda hemen ülkemizdeki kokoreç geldi değil mi? Sadece yapılışı değil aynı zamanda Floransa’nın birçok sokağının köşesinde bulabilecek olmanız da kokoreç ile benzerliğini arttırıyor. Lampredotto’yu dilerseniz sandviç ekmeği arasında dilerseniz porsiyon olarak tüketebilirsiniz  ancak biz bu lezzetleri henüz denemedik.

Floransa’da özellikle karnaval günlerinde tercih edilen Schiacciata Fiorentina kare şeklindeki tatlı keklerdir. Dilerseniz ikindi vaktinde meşhur İtalyan kahveleriyle, dilerseniz akşam yemeğinden sonra tercih edebilirsiniz ama eğer bana sorarsanız Floransa sokaklarını gezip bir ikindi vaktinde mola verdiğinizde meşhur İtalyan expressosu eşliğinde hem bu güzel kekin tadını çıkaracak hem de dinlenecek kadar yavaş yemenizi tavsiye ederim.

Floransa’da gözlerim bu kez de çorbalara gidiyor. Özellikle kış aylarında tercih edilen fasulye, havuç, mevsim sebzelerinde ve bayat ekmekten yapılan Ribollita Floransa’da oldukça meşhurdur. Sizler de doyurucu ve besleyici bir yemek isterseniz Ribollita’yı tercih edebilirsiniz.

Crostini aslında ekmek üzerine çeşitli salata ve soslarla yapılan sandviçlerdir ve Bruschetta’ya benzerler. Akşam yemeği öncesinde bu minik sandviçleri tercih edebilirsiniz. Bunların en meşhur olanı tabiki karaciğer ezmesiyle yapılan Crostini di Fegatini’( fegato)dir. Karaciğer ezmesinin denemeye değecek kadar kulağınıza ilginç geldiğini düşünüyorum çünkü ben duyduğumda tam da böyle hissetmiştim.

Panzanella bu güzel şehre özgü bir salata yemek isterseniz karşınıza çıkan en ferahlatıcı yemeklerden biri olabilir. Domates, fesleğen ve çeşitli mevsim sebzeleri, sirke, zeytinyağı ve kızarmış ekmekle servis edilir. Rengârenk görüntüsüyle iştah kabartan bu salatayı denemenizi tavsiye ederim.

Floransa’da eğer şarabınızı alıp yanına da lezzetli bir atıştırmalık yemeği düşünürseniz tam sizlere göre bir lezzet tavsiye edeceğim: Cantuccini ve Vin Santo. Cantuccini Floransa’ya özgü badem, fındık veya fıstıkla yapılan bir çeşit sert kurabiyedir. Vin Santo ise kurabiyelerinizi içine batırarak yiyebileceğiniz şaraptır. Kurabiyenizi bu harika şaraba batırıp ağzınızda yumuşamasını hissederken bir yandan da Floransa manzarası izlemek eşsiz olurdu değil mi? İşte tam da bu nedenle bu muhteşem ikiliyi denemeden Floransa’dan dönmemenizi tavsiye ederim.

İtalya deyince akıllara gelen ilk şeylerden biri elbette ki dondurma diğer adıyla Gelato olmalı. Floransa’da sokakları gezip de dondurma yemeden olur mu? Adeta bir renk cümbüşü olan bu dondurmaları seçerken zorlanabilirsiniz. Bu yüzden her seferinde başka bir çeşidini deneyebilirsiniz.

Bütün  bu lezzetlerin yanı sıra mutlaka denemeniz gerekenler arasında domuz, ördek ya da tavşan etiyle yapılan ve bir çeşit makarna olan Pappardelle al Cinghiale, İtalyanlara has bir krema ve likörle hazırlanan enfes tatlı Zuccotto, domatesle yapılan ve soğuk şekilde tercih edilen bir diğer çorba Pappa al Pomodoro, irmik yerine un ile yapılan ve kalın şekilde kesilen Pici pasta,  ricotta peynir ve isteğe bağlı ıspanakla yapılan ince bir krep olan Crespella alla Fiorentina’yı mutlaka denemelisiniz. Ayrıca Gilli Cafe’de kendinize bir tramisu ve expresso ısmarlamayı unutmayın. Özellikler Toskana şaraplarının meşhur olduğu Floransa’da meşhur Chianti Rossa şarabını içmeden gelmeyin.

Gezinizin son durağında Floransa’nın en eski devlet binası olan Bargello’ya, oldukça lüks restoranlara gitmek istiyorsanız doğrudan Piazza della Repubblica bölgesine gidebilirsiniz. Floransa’ya özgü olan dünyaca meşhur bifteklerin tadına burada bakabilirsiniz. Tam olarak Ortaçağ atmosferindeki Piazza del Duomo’nun ara sokaklarında labirent gibi dolaşabilir, Museo dell’Opera del Duomo’da bir müze ziyareti daha gerçekleştirebilirsiniz. Santo Spirito da restoranlar ve kafeler bakımından oldukça bilinen bir yerdir. Arno Nehri’nin karşı tarafında olan bu yerde aynı adı taşıyan bazilikayı da görmeniz mümkündür.  

Her nerde yemek yerseniz yiyin, etrafta neşeli insanlar gördükçe sizde aynı keyfi ve lezzeti hissediyorsunuz. 

Bir şekilde sebepsiz eğleniyor ve gülüyorduk.

 

TOSKANA BÖLGESİ

Toskona bölgesinin o güzel yolları…

Siena

Toskana’nın gezilmesi gereken kentlerinden Siena, adeta Ortaçağ’dan fırlamış gibidir. Dünya Kültür Mirası Listesi’nde olan kent film platolarına benzetilir. Roma’nın kuzeyinde olan Siena, Floransa’nın güneyinde yer alır. Sokaklarındaki Arnavut kaldırımları, korunmuş doğallığı ile romantik bir şehir olarak anılır.

Kentin meşhur meydanı Piazza del Campo ile gezimize başlayabiliriz. Burası şehrin en turistik yeri olarak nitelendirilir. Başta belirttiğimiz gibi Ortaçağ dokusunu burada hissetmek mümkündür.

Piazza del Campo Meydanı. İtalya’nın Siena kentinde bulunan bir meydandır.

Meydan öyle güzel öyle tatlı bir güneş alıyor ki taşlar ısınmıştı. Hafif bir serinlik olduğu için biraz üşümüştük ve bu meydana geldiğimiz an sadece dokusu değil o sıcacık hissi de bizi çok mutlu etti. Bir anda kendimizi taşlara oturmuş ve etrafı izlerken bulduk. Uzun süre oradan ayrılmak istemedik.

Piazza del Campo Meydanı. Yılda 2 defa bu meydanın etrafına toprak dökülerek at yarışları yapılıyor.

 

Piazza del Campo Meydanı

Güneşten ısınmış kaldırım taşları dinlenmek için harika bir fırsat sunuyordu. Muhakkak meydanın ortasına geçip uzanın ve etrafta size anlatılan hikayeleri gözünüzde canlandırmaya çalışın. Zamanında yapılan at yarışlarını düşündükçe zihninizde çıktığınız zaman yolculuğu size apayrı bir keyif verecektir.

Piazza del Campo Meydanı ve etraftaki sayısız güzellikteki kafeler.

 

Tatlı bir güneş Piazza del Campo Meydanı’nın taşlarını ısıtmış ve bizde dinlenmek için meydana uzanıyoruz.

Kentte gotik mimarisi ile Duomo Katedrali dikkat çeker. 13. yüzyılda Piazza del Campo Meydanı, bir pazar yeri olarak kullanılmıştır. Dünyaca bilinen at yarışı Palio Festivali de burada yapılmaktadır. Yine bu meydan çevresinde ileri gelen kafe ve restoranlar bulunmaktadır.

Meydan çevresinde Palazzo Pubblico yani halk sarayı bulunur. Yine 13. yüzyıldan kalan saray, günümüzde belediye binası olarak kullanılır. Palazzo Pubblico gotik mimaridedir ve aynı yerde Museo Civico isimli bir müze bulunmaktadır. Ayrıca yine burada Torre del Mangia isimli kuleye çıkarak Siena’nın muhteşem manzarasını izleyebilirsiniz.

Piazza del Campo Meydanı, Torre del Mangia (Mangia-Kulesi)

 

Piazza del Campo Meydanı’ndaki, Palazzo Pubblico Belediye Binası

 

Piazza del Campo Meydanı’ndaki Torre del Mangia Kulesi.

Yine bu meydan çevresinde Fonte Gaia Çeşmesi bulunur. Yerel halk tarafından genellikle “Neşeli Çeşme” olarak da anılan bu çeşmeye turistler oldukça yoğun ilgi gösterir. Bu nedenle her daim söz konusu çeşmenin önünde fotoğraf çekmek için bekleyen turistlerle karşılaşmanız olağandır. Biz burada fotoğraf çekmemişiz ama Floransa’nın sokaklarında her an karşınıza olmadık bir çeşme çıkabilir. Sokakta içilebilen bir çeşme bulunca ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Toscano bölgesinde gezilecek yerler arasında katedrallere özel bir parantez açabiliriz. Siena’da da Duomo Katedrali görülmeye değer yerler arasındadır. Siena Katedrali olarak da geçen yer de aynı biçimde gotik bir mimariye sahiptir. Ünlü sanatçıların eserlerini bu katedralin içerisinde görebilirsiniz.

Siena Katedrali (Duomo di Siena), Gotik bir Orta Çağ katedralidir. Katedral, 1215 ve 1263 yılları arasında tasarlanıp tamamlanmıştır.

Siena Katedrali(Duomo di Siena)

 

Siena Katedrali (Duomo di Siena) RESTORASYON

 

Siena Katedrali (Duomo di Siena) Siyah, beyaz, yeşil mermerden yapılmış.

 

SienaKatedrali (Duomo di Siena) Gotik ve Romanesk mimari tarzıyla yapılmıştır.

Santa Maria Assunta Katedrali de bilinen dini yapılarındandır. Bu katedralin ön tarafı kabartmalı heykellerle oldukça görkemlidir. Dini yapılardan bir başka ziyaret edilmesi gereken önemli yer de St John Vaftizhanesi’dir. Rönesans döneminin önemli eserlerinden biri olarak kabul görür. Müze gezmek isteyenler ise Siena Ulusal Galerisi’ni gezmek ile başlayabilirler. Bu müzede Siena’da yaşamış tüm sanatçıların eserlerini görebilirler. Başka görülmesi gereken müze ise Santa Maria della Scala’dır. Bu müze de oldukça geniş bir içeriğe sahiptir ve bilinen en eski hastanelerden biri olarak inşa edilmiştir. Müzelerden sonra kültür turuna Piccolomini Kütüphanesi ile devam edilebilir. Buradaki kitapları inceleyemeseniz de mimari olarak incelemenize izin verildiği söyleniyor. Siena katedralinin içerisinde bulunan Piccolomini kütüphanesi harika mimarisi, boyanmış freskleri ve dekoratif el yazmaları münasebetiyle görülmeye değer bir kütüphanedir.

Palazzo Salimbeni, yani Salimbeni Sarayı’nın ise dünyada kurulan ilk banka olduğu bilinmektedir. Hiç şüphesiz ki bu da ziyaretçiler adına oldukça heyecan verici ve ilginç bir detaydır. Mekan, günümüzde müze olarak ziyaret edilebilir. Yine bir müze olan Pinacoteca Nazionale isimli Resim Müzesi görülmeye değer müzeler arasındadır.

Siena bölgesinde bazilikalara da ayrı bir yer açmak lazım olsa gerek. Bu bazilikalardan Santuario di Santa Caterina bazilikası birçok dini yapının bir arada olduğu, fresklerden oluşan bir bazilikadır.  Yine San Francesco bazilikası Mısır haç tasarımına göre yapılmış, dışı sade içi gösterişli ve aynı zamanda etkileyici bir gotik yapısı olan bazilikadır. Ayrıca şehrin batısında yer alan San Domenica bazilikasının içi de görülmeye değer bir yapıdadır. Eğer vaktiniz kalırsa bu bazilikaya göz atmayı unutmayın.

Siena’da bulunan Fortezza Medicea adıyla anılan Medici kalesi Cosimo Dükü tarafından inşa edilmiştir. Kalenin tarihi öneminin yanı sıra yaz aylarında düzenlenen konser ve etkinlikleriyle de adından bahsettirmektedir.

Santa Maria dei Servi içinde önemli eserler barındıran bir kilisedir. Kilisenin en ünlü freski 14. Yüzyıldan kalma “Masumların katliamı” isimli fresktir.

Dilimizdeki karşılığı “su musluğu” olan Porta dei Pispini çeşmesi şehrin doğu tarafında bulunan bir çeşmedir. Yine eğer vaktiniz kalırsa bu çeşmeye bir göz atmanızı tavsiye ederim.

 Siena’da Yeme-İçme

Siena’da yeme-içme kültürü deyince elbette Toskana bölgesinde yer almasından dolayı şarapları, pici adı verilen makarnaları, badem ezmeli kurabiyeleri ve enfes soslu pizzaları akla gelir. Bir çeşit makarna olan piciyi diğerlerinden ayıran şey daha kalın kesilmesi ve Toskana bölgesine ait özel soslarla buluşturulmasıdır. Üzerine son dokunuş olarak konulan parmesan peynirleri de tatmak için iştah kabartmaktadır. Pici makarnayı yerken içindeki her bir lezzeti damağınızda hissederek yemeniz önerilir.

Toskana bölgesi bir trüf mantarı cenneti olduğundan trüflü ve pesto soslu bir makarnayı tadını çıkararak yiyebilirsiniz. Elbette yanına bölgenin meşhur üzüm bağlarından yapılan şaraplardan bir kadeh söylemeyi unutmayın.

Siena’ya gelmişken meşhur bademli kurabiyesi Ricciarelliyi denemeden olur mu? Özellikle bu kurabiyelerden yapan küçük, şirin bir dükkâna girdiğinizde bu kurabiyelerin kokusu sizi alır ve adeta büyüler. Dilerseniz yanına bir expresso içerek ağızda muhteşem bir tat bırakan bu kurabiyeleri mutlaka denemelisiniz.

Son olarak alışveriş için Via Banchi di Sopra caddesini tercih edebilirsiniz. Burada birçok mağaza bulmanız mümkündür.

Pisa

Toskana Bölgesi’nin en bilinen şehirlerinden Pisa da aynı şekilde Dünya Kültür Mirasları Listesi’ndedir. Pisa; Pisa şehrinde Piazza dei Miracoli’de yer almaktadır. Çoğu insanın duymuş olduğu ve merak ettiği Pisa Kulesi, Siena ve Florasan’daki gibi meşhur katedraller gibi Pisa şehrinin gezilecek yerleri arasındadır.

Pisa Katedrali, İtalya

Katedral Pisa Kulesi kadar ünlü değilse de Toskana’nın en büyük katedralidir. Tarihte önemli kişilerin mezarlarını içerisinde barındırır.

Pisa Katedrali.

 

Pisa Katedrali, İtalya

Pisa şehri için “Piazza dei Miracoli” başka bir deyişle “Mucizeler Meydanı” ile söze başlamak doğru olur. Çünkü meşhur Pisa Kulesi tam olarak buradadır. Düz bir biçimde ayakta olsa belki de bu kadar dikkat çekmeyecek kulenin eğik olmasının sebebi zeminin yumuşak olması olarak değerlendirilir. Aslında Pisa Katedrali’nin çan kulesi olarak inşa edilmiştir.

Kocaman bir alanda karşımızda eğik duran pissa kulesini görmek gerçekten bizi heyecanlandırmıştı. ne de olsa tüm seyahatlerin olmazsa olmaz görüntüsü ve sembolüydü. Sanki bir gezginseniz ve Pisa yı görmemişseniz tam anlamıyla seyahat etmemişsiniz gibi hissettiren bir kuleydi. İnsanın öyle bilinçaltına işlemiş ki o an orada olduğumuz için mutlu olduk. Ölmeden ölce yapılacaklar listesinden Pisa kulesini artık silebilirdik. Orada dakikalarca o alanda kaldık. Çimlerin üzerinde dinlendik ve o geniş arazinin özgür enerjisini hissettik.

Etrafta ne olduğunu merak ederek turumuza bu minik tekerlekli bisikletlerle devam ettik. Gerçekten büyük bir alan ve böyle bir bisiklet turu harika geldi. Muhakak denemenizi tavsiye ediyorum. Biz hem eğlendik, hem de çok yorulmadan meydanı baştan aşağıya turladık çünkü gerçekten büyük bir alan.

Piazza dei Miracoli’d Floransa, Mucizeler Meydanı’nda ailemle küçük bir sürüş

 

Piazza dei Miracoli’de (Mucizeler meydanı) muhakkak yapmanız gereken gezinti araçları

Aynı meydanda Pisa Vaftizhanesi de bulunmaktadır. Meydanda olan kule ve katedralle beraber görülmesi gereken yerlerdendir. Dışı ne kadar görkemli ve süslü bir mimariye sahip olsa da vaftizhanenin içi oldukça sade biçimdedir ve Pisa Kulesi gibi zamanla yana eğimlenmeye başlamıştır.

Ayrıca nedenini bilmiyorum ama Pisa insanda romantik bir his uyandırıyor. Aslında hiç romantik bir görüntüsü ya da hikayesi yok ama insanların bir çoğu romantik bir atmosfer deneyimliyor. Piknik çantalarından çıkardıkları kadehler ve şaraplarla bu anı daha da sihirli bir hale getiriyorlar. Belki de insanlar hayallerini gerçekleştirip seyahat ettikleri için bile duygularını daha çoşkulu hissediyor olabilir.

Tabi ki aynı duygular bizi de sarıyor. Hayatın o monotonluğundan çıkıp, buraya gelmek ve ‘İşte buradayız’ diyebilmek garip bir huzur veriyor. Bence herkesin ölmeden önce muhakkak yapılacaklar  ve görülecek yerler listesi olması gerekiyor.

Vaftizhane Pissa

Vaftizhane Pissa

St.-John Baptister vaftizhane

Gördüğünüz gibi bu kocaman alan nefes aldığınızı ve tüm dünyadan insanlarla burada aynı amaç uğruna bir olduğunuzu hissettiriyor. Burada çimlere oturup çantanızdan çıkardığınız atıştırmalıkları yiyebilir, müzik dinleyip rahatlayabilirsiniz.

St. John Baptister vaftizhane, vazo.

Sonrasında tekrar Mucizeler Meydanı’na geri dönüp küçük bir gezinti daha yapıp Pisa kulesine veda ediyoruz.

Piazza dei Miracoli’d, Mucizeler Meydanı.

Pisa’da gezilmesi gereken yerlerden biri de Camposanto Anıt Mezarı’dır. Anıt mezar 4. Haçlı Seferi’nde Golgotha’dan buraya gelen toprağın etrafına inşa edilmiştir. Burayı gezdikten son Şövalyeler Meydanı’na geçebilirsiniz. Meydan, Pisa şehri için Ortaçağ’da siyasi merkez olarak kullanıştır. Günümüzde halkın buluşmak için kullandığı bir nokta haline gelmiştir.

Pisa’da gezilecek müzelerin başında Snopie Müzesi gelmektedir. Burada 14. ve 15 yüzyıldan günümüze kadar korunan eserleri görebilirsiniz. Tabiki Pisa’daki tek müze bununla sınırlı değil. Kültür turunuza Opera Del Duomo Müzesi ile devam edebilirsiniz. Ortaçağ’dan heykeller görebileceğiniz müzenin kendi binası da oldukça görkemlidir.

Toskana Bölgesinde

San Gimignano Kasabası

San Gimignano, merkezi İtalya’nın Toskana bölgesinde Siena iline bağlı bir komün ve etrafı surlarla çevrili, çok iyi korunmuş olan bir Orta Çağ kasabasıdır.

Normalde bu kadar taş yığını beni iyi hissettirmez ama buraya geldiğimde bir kasabanın içinde değil de bir filim setinde dolaşıyor gibi hissediyorum. Burada yaşayabilir miydim, pek sanmıyorum. Hep yüksek duvarlar, dar yollar ve bol bol taş yapılar yaşamak için seçebileceğim yerler arasında değil. Bu yüzden San Gimignano kasabasına girdiğimizde bir kasabadan çok yapay bir set ortamına giriyor gibi hissediyoruz kendimizi.

San Gimignano Kasabası

Siena’ya bağlı olan, Ortaçağ mimarisi taşıyan, dar sokaklarıyla ünlü ve adeta büyüleyici bir havası olan San Gimignano köyünden bahsetmeden Toskana bölgesini anlatmak olur mu? Unesco tarafından Dünya Kültür Mirası’na eklenen bu köye girdiğiniz andan itibaren yüksek kuleleri, dar sokakları sizi bulunduğunuz yerden alıp Ortaçağ’a götürecektir.

Bu yüksek kuleler şehrin savunması için yapılmış gibi görünseler de esas yapılış amaçları aristokrat ailelerin ne kadar zengin olduğunu birbirlerine kanıtlamaktır. Ne kadar yüksek kule o kadar çok zenginlik anlamı taşımaktadır. San Gimignano köyü bu yüksek kulelerden dolayı “Ortaçağ’ın Manhattan”ı olarak anılmaktadır. Bu kulelerden ne yazık ki günümüze sadece 14 tanesi ulaşmıştır. Bu kulelerden en yükseği 54 metre yüksekliğinde olan “Torre Grossa” kulesidir. Kuleye çıkması biraz zahmetli olsa da eğer başarabilirseniz harika bir manzara sizi bekliyor olacak.

San Gimignano köyünün en önemli meydanı adını ortasındaki su kuyusundan alan Piazza della Cisterna’dır. Köye antik giriş kapısından girdiğinizde meydan direk karşınıza çıkacaktır. Etrafı kafelerle, taş binalarla ve yüksek kulelerle çevrili bu meydan köyün en güzel meydanıdır. Meydanda bulunan ve dört yıl üst üste dünyanın en iyi dondurmacısı seçilen “Galeteria Dondoli”yu mutlaka ziyaret etmeli, tiramisulusundan sütlü dondurmasına çeşit çeşit dondurma çeşitlerinin tadına bakmalısınız. Dondurmacının önündeki uzun kuyruklar sizi korkutmasın demek isterdim ama çok uzun kuyruk gördüğümüzde bazen denemekten vazgeçiyoruz. Her zaman en popüler yer illa en lezzetli yer diye bir kural yok. Siz seyahatiniz sırasında ne deneyimlemek istiyorsanız kendinizi o akışa bırakın.

Şehrin ikinci meydanı olan Duomo Meydanı’nda şehrin bir zamanlar katedrali olan “Collegiate” kilisesi, kentin belediye sarayı “Palazzo del Popolo”, kent müzesi “Museo Civico” ve yukarıda bahsettiğimiz şehrin en yüksek kulesi olan “Torre Grossa” bulunmaktadır. Ayrıca Kulenin yakınlarında bulunan San Gimignano 1300 müzesini de mutlaka ziyaret etmelisiniz. Müzenin amacı San Gimignano’nun 1300 yılındaki görüşünü minyatür bir biçimde ele almaktır. Müzedeki her bir eser ünlü sanatçılar tarafından yapılmıştır. Bunların dışında “Sant Agostino Kilisesi”ni ve işkence müzesi olan  “Museo della Tortura”yı da ziyaret ettiğinizde San Gimignano turunuzu tamamlamış olacaksınız.

Eğer fotoğraf çekmekten hoşlanıyorsanız San Gimignano Kasabasına muhakak hazırlıklı gidin. Bazen kendi kendinize “Gerçekten burada biri yaşıyor mu?” diye soracağınız evler, minik balkon pencereler, taş duvarların kenarında göreceğiniz renkli çicekleri çekmek isteyeceksiniz. Bazen kendinizi bir film setinde gibi hissedecek ve kulağınızda bir müzik duyacaksınız. Günümüzde modern dünyanın bize sunduğu acı bir gerçek var. Birbirine benzer evler, mimariler ve yaşantılar arasında gözümüz bazen farklı bir şey arıyor. İşte bir anda kendinizi zamanın başka bir köşesinde bulacağınız bu kasabada güzel fotoğraflar çekeceğinize eminim.

San Gimignano’da Yeme-İçme Kültürü

Peki, San Gimignano’da yeme-içme kültürü nasıldır sorusunun cevabına gelince elbette öncelikle bölgenin meşhur Chianti veya San Gimignano’ya özgü Vernaccia şaraplarından bahsedeceğim. Burada birçok şarap evinde şarap deneyebilir ve hediye olarak şarap alabilirsiniz. Kentte şaraplar meşhur olduğundan peynir ve şarküteri ürünlerine ağırlık verilse de elbette bunun dışında şarabınızın yanında pizza ve makarnayı da tercih edebilirsiniz.  Ayrıca zeytinyağı, peynir ve şarküteri ürünleri de meşhur olduğundan kendinize veya sevdiklerinize bu ürünlerden hediye götürebilirsiniz.

LUCCA ŞEHRİ

Lucca, İtalyanın Kuzeyindeki Toskana yönetim bölgesinde, bir İtalyan kentidir. Oldukça iyi korunmuş rönesans döneminden kalma surları ile ünlüdür. Şehir eski bir dönemden çıkmış gibi görünmektedir. 1987 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine eklenmiştir. Caddeler araç trafiğine kapalı olduğu için çok sayı da insanın bisiklet kullandığını görebilirsiniz. Şehir surlarla çevrili olduğu için şehire merkeze ya kapıdan ya da surların arasından geçiş yapılıyor. Aslında çoğu turistin tercih etmediği bu şehir görülmeye değer farklılıklarda. Kiliselerin fazlalığından dolayı ”Yüz Kilisenin Şehri” olarak da bilinir.

 Lucca Şehrindeki San Michele in Foro (chiesa di san michele in foro)Roma Katolik Bazilika Kilisesi.

Lucca şehrindeki Chiesa di San Michele

Bu kilisenin en önemli özelliği, başlangıçta Melek Mikail’e adanmak için tasarlanmış olmasıdır. Kilisenin ihtişamı, detayları, zamanındaki konumu nedeniyle Lucca’daki en sık ziyaret edilen  turistik yerlerden biri olarak kabul edilir.

-Guinigi Tower

-Plaza del Anfiteatro (Amfitiyatro Meydanı)

-Lucca Katedrali

-lucca surları