New York

by Yasemin Soysal

Çok uzun zamandır Amerika’ya gitmek istiyordum ama yaşadığım bazı talihsizliklerden dolayı vize alamamıştım. Ne zaman evlendim ve bir çocuğum oldu işte o zaman vize almak kısmet oldu. Amerika’ya artık çocukla seyahat etmem gerekiyordu. Melisa daha küçüktü ve gezilecek çok yer vardı. Planlı programlı bir şekilde Amerika seyahatini planladım. Çocukla seyahat edecekler için muhakkak internette annelerin yaşadığı deneyimleri okumanızı öneririm. Böylelikle sizi çok daha keyifli ve rahat bir yolculuğun bekleyeceğine emin olabilirsiniz. Bizim seyahatimiz böyle geçti, uçakta yaşadıklarımızdan seyahat boyunca başımıza gelenlere kadar hepsinde çok keyif aldık.

Dünyanın en kalabalık şehirlerinden biri olan New York gezmeye, eğlenmeye doyamayacağınız yerlerden biridir. New York aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri’nin en kalabalık şehridir. Özgürlük anıtından Times Meydanı’na; Central Park’tan Broadway’e saymakta zorlanacağımız birçok turistik noktaya ev sahipliği yapmaktadır. Gezilecek yerlerin fazla olması sebebiyle New York planınızda iyi bir zamanlama ve gezi planı yapmanızı tavsiye ederim.

Hollandalılar tarafından 1615 yılında kurulan New York bir süre sonra İngilizlerin eline geçmiştir. Zaten New York adını da bu dönemde York ve Albany İngiliz Dükü adına bu dönemde almıştır. Zamanla New York dünyanın farklı yerlerinden göç almaya başlamıştır. Bu göçün sonucunda ekonomi büyüse de farklı birtakım problemler ortaya çıkmıştır. Gerek ırkçılık sorunu gerekse bu kalabalık ve farklı kültürlerden gelen insanların bir arada yaşamasının zorluğu New York’u bir dönem en çok suç oranına sahip şehirlerden biri yapmıştır. Ancak daha sonraki dönemlerde şehir oturmaya başladıkça bu sorunlar da azalmıştır.

New York Bölgeleri

Toplamda beş bölgeden oluşan New York’un en çok bilinen yeri bir ada bölgesi olan Manhattan’dır. Bunun dışında Brooklyn, Bronx, Queens ve Staten Island da New York’u oluşturan bölümler arasındadır.

New York başlı başına bir ülke gibi. Her bir bölgesi yepyeni gezilecek yerler sunuyor size. Öyle bir iki günde bitirebileceğiniz gibi değil zaten. Bunu bildiğimiz için New York seyahatimizi yürüyüşle yapabileceğimiz bir program dâhilinde belirledik. Öbür türlü kaçıracağımız çok nokta olacaktı. En yukarıdan aşağıya kadar (ki aşağıda sizi özgürlük anıtı bekleyecek) her gün yürüye yürüye bütün merkezi dolaşmanız mümkün.

New York şehrinde farklılık yaratanlar sadece turistler değiller. New York aynı zamanda birçok farklı kültürden insanın bir araya geldiği, birlikte yaşadığı ve 160’tan fazla çeşitli dillerin konuşulduğu bir ülkedir. Dünyanın dört bir yanında insanlar gelerek bu şehre yerleşmişlerdir. Bu anlamda New York için tam bir göçmen şehri diyebiliriz. Aynı zamanda bu şehir dünyanın kültür merkezidir.

New York yüksek gökdelenleri, sanatsal ve ekonomik faaliyetleri, modası, medyası ve teknolojisi gibi birçok özelliğin çok fazla geliştiği bir şehirdir. Şehirdeki farklılıklar yeme içme kültürünün de çeşitli olmasını sağlamaktadır. Bizim gittiğimiz dönemde kur farkı bu kadar yoktu. Bu yüzden o günün bilgileri ve şuanın kur farkıyla karşılaşırtırırsanız bir sürü tutarsız bilgi ile karşılaşacağınıza eminim. Sonuç ne olursa olsun bol bol yürüyerek ve sokak lezzetleri ile unutulmaz bir New York macerası yaşayacaksınız.

New York Gezilecek Yerler

Özgürlük Heykeli

New York deyince akla ilk gelen ve adeta bu şehrin bir sembolü olan Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty) kocaman mavi bir yapıdadır. 1886 yılında Fransalılar bu heykeli Amerika’nın özgürlüğünü kazanmasının 100. Yılında hediye etmişlerdir.

46 metre yüksekliğe sahip olan bu heykelin başında 7 sivri uçlu bir taş bulunmaktadır. Ayrıca heykelin elinde bulunan meşale de oldukça meşhurdur. Özgürlük Heykeli’nin diğer elinde ise bir adet kitabe bulunmaktadır.

Özgürlük anıtına giderken feribota son anda yetiştik. Çünkü iskelenin hemen önünde bilet satan birçok kişi vardı. Son anda anladık ki onlar özel teknelerdi. Onlardan birine denk gelirseniz daha yüksek bir fiyat ödeyeceğinizi bilin. Yerel teknelerle çok daha uygun fiyata anıtın olduğu yere gitmeniz mümkün. Tabi şunu da unutmamak lazım biz çok yakınına gittik. Yani küçük bir adacığın üzerinde olan anıtın oraya çıkmadık. Zaten gerek de duymadık. Denizde çok yaklaştığımız bir noktada durduk, bol bol fotoğraf çekildik ve tekneyle yola devam ettik. Tekrar gitsem sanırım yine aynı yolu izlerdim. Boşuna para vermeye gerek yok yerel tekneler sizi en güzel açının olduğu noktaya götüreceklerdir.

Özgürlük Heykeli’nde bir gözlemevi vardır. Eğer uzun basamakları aşıp buraya ulaşırsanız muazzam New York sahil hattını da buradan görmüş olursunuz.

New York Ellis Adası

Bu ada Özgürlük Heykeli’nin hemen karşısında bulunmaktadır. Buraya feribotla ulaşabilirsiniz. Bu adanın en büyük özelliklerinden biri içinde göçmen müzesi barındırmasıdır. Bu müzenin hikâyesi ise New York’a yaşamak için gelen göçmenlerin toplama yeri olmasıdır. Birçok göçmen onay beklerken burada bulunmak durumundadır.

Central Park

Central Park New York şehriyle o kadar özdeşleşmiştir ki sanırım ben New York dediğimde siz direk Central Park bile diyebilirsiniz. New York’un tam merkezinde bulunan bu park birçok film ve dizi sahnesinin çekimine uygun mekân olmuştur. Şehrin ortasında dediğime bakmayın. Burası şehrin ortasında olmasına rağmen oranın kalabalığından ve stresinden uzak, belki kitabınızı ve bir termosta çay kahvenizi alıp oturacağınız belki yürüyüş yapacağınız belki de sadece durup kuş seslerini dinlemek isteyeceğiniz bir yer.

Biz New York’a kalabalık bir arkadaş grubu olarak geldik. New Jersey’de airbnb den ev kiraladık. Gerçekten de çok güzel bir evdi. Sabah evden çıkıyor otobüse biniyor merkeze gidiyorduk. Her gün yürüyebildiğimiz kadar yürüyor ve bir sonraki gün kaldığımız yerden devam ediyorduk. Tabi ki hop on hop off otobüslerde var ama zaten otobüsü kullansanız bile buraları yürüyerek gezmeniz gerekecek. Biz de çocukla olduğumuz için rahat ve keyifli olması açısından bölge bölge gezdik. Mesela ilk gün Central park civarından başladık ama önce parka gitmedik. Yoğun bölgeleri tamamlayıp kızımın özgürce koşmak isteyebileceği saatlerde Central Park’ta olduk. Böylelikle devasa parkta istediği gibi koşup oynayabildi. Ayrıca sincapların peşinden koşarken vaktin nasıl geçtiğini anlayamadı bile. Ayrıca yanınızda yedirmeniz gereken bir mama varsa burada rahatlıkla kızınızı yedirebilir, emzirebilirsiniz. İçeride çok fazla olmasa bile yine de bulabileceğiniz kafeler olacaktır. Sıcak bir çay ve kahve için ideal duraklar. Şunu da hatırlatmak isterim parkın etrafında sporculara yönelik taze sıkılmış meyve ve sebze suları karışımları hazırlayan dükkânlar var. Central Park’ta her kesimden insanı koşarken görebilirsiniz. Hatta kocaman pusetiyle koşuya çıkmış bir anne beni en çok şaşırtan görüntülerden biri olmuştu. Basit bir yürüyüş ve koşu değildi. Gerçekten hızlı bir tempo ile koşuyor bir eliyle de puseti ittiriyordu. Onu gördükten sonra kızımla parkı gezmek ya da seyahat etmek gözümde çok basitleşti. Birçok insan koştuğu için parkın etrafında harika sağlıklı içecek ve yiyecek dükkânları görüyoruz. İçerisine zencefilden, zerdeçala birçok bitkiyi ekletebileceğiz sağlık depoları. Çocukla buraya gelmeden önce yanınıza sıcak yemek alıp burada çimlerin üzerinde piknik de yapabilirsiniz. Mesafelere göre önceden yemek işinizi halletmenizi öneririm. Çünkü Central Park öylesine büyük ki küçük bir şehir gibi. Bir ucundan diğer ucuna gitmeniz düşündüğünüzden çok daha uzun sürebilir. Zaten biz de parkın sadece bir kısmını dolaşabildik. Ama şunu söyleyebilirim ki kesinlikle huzur bulacaksınız.

Central park yıl içerisinde birçok aktiviteye ev sahipliği yapmaktadır. 1876 yılında açılan bu park barok mimari tarzıyla inşa edilmiştir. Parkta çok çeşitli sayıda bitki türü, ağaç ve hayvanlar bulunmakla birlikte piknik alanları ve yürüyüş yolları da vardır.

Metropolitan Museum of Art

New York’un sanat müzesi olan Metropolitan Museum of Art eşsiz tabloları ve sanat eserleriyle New York’ta en çok ziyaret edilen yerler arasındadır. Central Park’a yakın konumuyla da müzeye gidişiniz daha kolay olmaktadır. Müzede her ne kadar tablolar öne çıksa da burada çok sayıda sanat eseri bulmanız mümkündür. Özellikle Mısır, Bizans, Hint, Afrika, Ortaçağ Avrupası gibi çok çeşitli kültürlerin sanat eserlerine dair bilgileri burada görebilirsiniz. Tüm bunların yanında çeşitli kostümler, silahlar, porselenleri de Metropolitan Museum of Art’ta bulmanız mümkündür.

 Times Square (Times Meydanı)

Times Meydanı New York şehrinin en hareketli en cıvıl cıvıl en güzide yerlerinden biridir. Bu meydanda birçok ünlü film şirketinin stüdyoları, mağazalar, restoran ve kafelerin hepsi toplanmıştır. Özellikle yılbaşı zamanında buraya gelirseniz belki de dünyanın en güzel yılbaşı kutlamalarına tanıklık etmiş olursunuz. Normal zamanda bile rengârenk ve büyüleyici ışıklarla dolu olan Times Meydanı noel zamanı da ayrı bir havaya bürünmektedir.

Broadway Caddesi

New York’u New York yapan ünlü Broadway Caddesi de buraya çok yakındadır. Bu caddede birçok önemli müzikal ve tiyatro bulunmaktadır. Toplamda 41 tiyatro bulunan bu caddede her bir tiyatroda ünlü müzikaller yer almaktadır. Bunların biletlerine gelince bazılarının tabii ki fiyatı oldukça pahalı ancak size uygun bütçede bilet bulabileceğiniz müzikaller de mevcuttur. Eğer bunlardan birini izlemek isterseniz ünlü bir Hollywood yıldızı görmeden New York’tan dönmem diyorsanız biletinizi mutlaka önceden almalısınız. Ancak herhangi bir müzikal izlemeden sadece tiyatro salonlarını gezmek isterseniz bunun da seçenekleriniz arasında olduğunu bilmelisiniz.

Empire State Building

New York resimlerinin veya belgesellerinin çoğunda gördüğümüz meşhur yüksek bir kule olan Empire State Building, şehrin simge yapılarındandır. 381 metre yüksekliğe sahip olan bu bina 102 katlı olarak 1931 yılında inşa edilmiştir. Öncelikle binanın önüne geldiğinizde eğer ki uzun kuyruklarla karşılaşırsanız sakın gözünüz korkmasın. Bu kadar yüksek bir binaya çıkıp şehre tepeden bakmanın ne kadar muhteşem olduğunu bir hayal etmenizi istiyorum. Bütün New York ayaklarınızın altında ve siz en zirvedesiniz, harika değil mi? Özgürlükler şehrindeki bu zirvede kim bilir siz de kendinizi ne kadar özgür hissedeceksiniz.

Brooklyn Bridge (Brooklyn Köprüsü)

Manhattan ile Brooklyn’i birbirine bağlayan bu köprüyü mutlaka ziyaret etmelisiniz. Uzunluğu 1,834 metre olan bu köprü mimar John A. Roebling tarafından tasarlanıp 1883 yılında açılmıştır. Şehrin en turistik noktalarından biri olan Brooklyn köprüsünde dilerseniz etraftaki manzarayı izleyerek yürüyebilir, dilerseniz de bisiklet sürebilirsiniz.

Brooklyn Köprüsü’nün oldukça muazzam bir görüntüsü vardır. Masmavi denizin üstünde tarihi yapıda bir köprü ve arkasında ise New York’un meşhur yüksek binaları… New York’a gittiğinizde bu köprüyü listenizin baş sıralarına almanızı tavsiye ederim.

Rockefeller Center Top of the Rock

New York’un devasa boyutlardaki yüksek kulelerinden bahsetmişken bunların en yükseklerinden biri olan Rockefeller Center Top of the Rock’tan söz etmeden elbette olmazdı. Rockefeller ailesi tarafından yaptırılan ve 1970 yılında yapımı tamamlanan bu gökdelen 70 katlıdır ve 259 metre yüksekliğindedir. Binada bir alışveriş merkezi, çeşitli şirketler ve onların ofisleri bulunmaktadır. Burası aynı zamanda “Ulusal Öneme Sahip Eser” unvanını da 1987 yılında almıştır.

Bu yüksek gökdelenin en çok dikkat çeken ve burayı turistlerin ilgi odağı hâline getiren yer elbette ki en üst katında görünen şahane New York manzarasıdır. Burada şehri en tepeden izleyebilir ve bu anları ölümsüzleştirmek için resim çekebilirsiniz. Gökdelene çıkmanın ücretli olduğunu bilmenizde fayda var.

Radio City Music Hall

Dünyanın en ünlü mekânlarından biri olan Radio City,  Rockefeller Center’da bulunmaktadır. Buranın özelliği dünyanı en ünlü şovlarının ve gösteri merkezlerinin sahnesi olmasıdır. Zaten içeriyi gezdiğiniz anda kırmızıya çalan ışıklardan, ortam ve ambiyanstan bunu rahatlıkla anlayabilirsiniz. Burada Jimmy Fallon The Tonight Show ve MTV ödülleri gibi birçok ünlü şov düzenlenmektedir. Radio City Music Hall’u gezmek isterseniz bunu kendi başınıza yapabileceğiniz gibi özellikle rehberli turlara da katılabilirsiniz.

St. Patrick’s Cathedral

St. Patrick’s Katedrali Katolik mezhebine bağlı dini bir merkezdir. Gotik mimarinin en güzel örneği olan bu katedral 1878 yılında inşa edilmiştir ve 19 tane çanı bulunmaktadır. Burası aynı zamanda başpiskoposluğun da mekânıdır. Oldukça görkemli biz görüntüye sahip olan katedralin sadece dışı değil aynı zamanda içi de mutlaka görmeniz gereken yerler arasındadır.

St. Patrick’s Katedrali Rockefeller Center’ın hemen karşısında bulunduğundan buraya geldiğinizde her ikisini de gezmek zaman açısından size fayda sağlayacaktır. Katedrale giriş ise ücretsizdi

 Grand Central Terminali

1913 yılında açılan Grand Central Terminali gerek tarihi gerekse mimari özellikleriyle mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. Bir tren istasyonu olan Grand Central açıldığı dönemde çok sayıda tren yolculuğuna ev sahipliği yapmıştır.

Grand Central Terminali’nin tam ortasında oldukça görkemli bir saat bulunmaktadır. Günümüzde hâlâ çok sayıda tren seferine ev sahipliği yapan bu istasyon aynı zamanda yine birçok dizi ve film sahnesine de konu olmuştur.

Mimari olarak baktığınızda da oldukça etkileyici olan bir terminaldir. Terminalin mimarisi gerçekten görülmeye değer bir yapıdadır. Yolculuk yapmak zorunda olmadan sadece bu güzel yapıyı görmeye gelebilirsiniz.

National September 11 Memorial & Museum

Bu müze Amerika’daki ticaret merkezi olan ikiz kulelere 11 Eylülde yapılan saldırı ve o gün hayatını kaybeden insanların anısına yapılmış bir müzedir. Bu anıt müzede sadece o gün yaşanan terör saldırısı değil birçok terör saldırısı ve terör hakkında bilgi içermektedir. O gün yapılan saldırının ve ölen insanların ve terörün farklı hikâyeleri de müzede bulunmaktadır.

Terörün gerçek ve bir o kadar korkunç yönünü de bu müze gözler önüne sermektedir.

Oldukça duygusal anlar yaşayabileceğiniz bu müzeye giriş ücretlidir ancak anıt bölümünü gezmek isterseniz burada herhangi bir ödeme yapmak zorunda değilsiniz.

5th Avenue (5. Cadde)

New York’un belki de en pahalı caddesi olan 5. Cadde oldukça meşhur bir caddedir. Burası ünlü markların bulunduğu dünyanın en pahalı caddelerinden biridir. 5. Caddeyi gezerken her vakitte kalabalık insan grubuyla karşılaşacaksınız. Siz de bir yandan vitrinlere ve markalara bakarken bir yandan da kendinizi kalabalığa bırakabilirsiniz. Alışveriş yapmak isterseniz buranın oldukça pahalı olduğunu bilmelisiniz. Ancak buraya gelip hediyelik eşyalarına bakmak dünyanın dev markalarının vitrinlerini gezmek de oldukça keyiflidir.

Teknoloji olarak da oldukça dev şirketlere ev sahipliği yapan 5. Caddece özellikler Apple meraklıları için söylemek istiyorum ki Apple’ın en büyük mağazası bu cadde üzerindedir.

MoMA / Modern Sanat Müzesi

Burası bir modern sanat müzesidir. Resimlerin, heykellerin ve daha birçok farklı ve çeşitli unsurun bulunduğu bu müze toplamda 6 katlıdır ve oldukça geniş bir alana inşa edilmiştir. Her yıl çok fazla sayıda turistin uğrak yeri olan bu müzede Van Gogh’un “Yıldızlı Gece” Frida Kahlo’nun “Kesilmiş Saçlı Otoportre”, ve Picasso’nun “Avignonlu Kızlar” adlı eserleri de bulunmaktadır. Bununla birlikte burada başka birçok ünlü sanatçıların farklı eserlerine ulaşabilirsiniz.

 Doğa Tarihi Müzesi (American Museum of Natural History)

Bu müze sadece Amerika’nın değil aynı zamanda dünyanın en büyük müzelerinden biridir. Öyle ki içerisinde tam 26 tane bina mevcuttur. Amerika’nın bu Doğa Tarihi Müzesi’nde çok çeşitli miktarda bitki, hayvan, fosiller insanlık tarihi açısından çeşitli bilgiler içerir. Fosiller demişken American Museum of Natural History’de belki de en çok dikkat çeken bölüm dinozor kalıntılarının olduğu bölümdür. Hatta çoğunuz müzenin girişindeki o dev dinozor kalıntısını dizi veya filmlerde görmüşsünüzdür. Düşünsenize sanki bir efsane gibi dilden dile anlatılan bu dinozorlar aslında gerçekten bir zamanlar yeryüzünde yaşayan bir canlılarmış. Yine gökyüzüyle ilgili birçok bilgiye sahip olacağınız planetaryum da çok ziyaret alan bölümlerden biridir.

Doğa Tarihi Müzesi’ni eğer gezmek isterseniz çok büyük olduğundan ve çok fazla bölüme ayrıldığından bir günde gezmenizin mümkün olmadığını bilmelisiniz. O nedenle en çok görmek istediğiniz bölümden başlayabilirsiniz.

Bryant Park

New York’ta çimlere oturup dinlenmenin veya kitap okumanın keyifli olacağı tek yer tabii ki Central Park değil. Bryant Park da şehirde nefes alabileceğiniz, huzurun tadını çıkarabileceğiniz cıvıl cıvıl insanların olduğu bir parktır. Burada her mevsimde insanların kitap okuma, yürüyüş yapma veya bisiklet sürme gibi etkinliklerini yaptığını görebilirsiniz.

Bryant Park sadece havanın güzel olduğu zamanda insan akınına uğramıyor. Burada her mevsim çeşitli etkinlikler bulunmaktadır. Özellikle kış aylarında kurulan buz pistine ücretsiz olarak sadece buz patenlerinizi alarak gidebilir veya orada kiralayabilirsiniz. Ayrıca brada düzenlenen Açıkhava film gösterilerini de izleyebilirsiniz.

Çin Mahallesi (Chinatown)

Çin Mahallesi dediğime bakmayın. Aslında burası koca bir Çin kasabası gibi. New York’ta yaşayan Çinlilerin çoğu burada toplanmışlar ve kendi kültürlerini burada devam ettiriyorlar.

Çin mahallesinde çok sayıda Çin restoranı, alışveriş yapabileceğiniz yerler ve Çin figürlerine rastlamanız mümkündür. Her yerde Çince yazılı dükkânlar ve kafeler bulunmaktadır. Bu mahallede New York’un ortasında Çin’e gelmiş gibi hissedebilirsiniz. Eğer değişik tatlar denemek isterseniz de doğru yerdesiniz demektir.

New York Public Library (Halk Kütüphanesi)

Muhteşem bir ambiyansı ve şahane bir mimariyi, 126 yıllık bir arşiv birikimi görmeye hazır mısınız? New York Halk Kütüphanesi hem Amerika’nın hem de dünyanın içerik bakımından en zengin 3. Kütüphanesidir. Bu kütüphane 53 milyon içeriği ve 92 adet şubesiyle dünyanın en iyi içeriklerine sahip bir kütüphanedir.

Halk kütüphanesinde zaman zaman bazı sergiler açılmaktadır. Özellikle nadir bulunan el yazması kitaplar bu sergilerde görebileceğiniz eserler arasındadır. Eğer böyle bir sergiye denk gelirseniz gerçekten çok şanslısınız demektir. Bunun yanında kitabınızı alıp bu ambiyansta okumak isterseniz bu da size farklı bir deneyim kazandıracaktır.

Bank Of America Winter Village

Kütüphanenin hemen arkasında Bank Of America Winter Village adında oldukça güzel bir bahçe bulunmakatadır. Bu bahçede ise kocaman bir buz pateni pisti vardır. Burada düşük bir miktara paten kiralayabilirsiniz. Eğer ki buz pateni bilmiyorsanız orada eğitmenler sayesinde bunu öğrenmenin yolunu göreceksiniz.

One World Observatory (Gözlemevi)

541 metre yüksekliğe sahip bu gözlemevi Özgürlük Kulesi’nin 100 ve 102. Katları arasında kurulmuştur. Burada hem gözlemevini ziyaret edip hem de Amerika’nın en yüksek 7. Kulesinden şehre panoramik bir bakış atabilirsiniz. 100. Kata nasıl çıkacağız diye endişelenmeyin çünkü karşınızda belki de dünyanın en hızlı asansörlerinden biri olacak. Öyle ki bu asansör bu katlara tam 47 saniye gibi bir süreyle çıkıyor. Ayrıca bu gözlemevinde çeşitli restoranlar ve sergiler de bulunmanız mümkündür.

Solomon R. Guggenheim Museum

1959 yılında açılan Solomon R. Guggenheim Museum 20. Yüzyıl ve sonra sanatına ilgi duyanların gitmesi gereken bir modern sanatlar müzesidir. Müzenin dış mimarisinin de en az içindeki sanat eserleri kadar dikkat çektiğini söyleyebiliriz. Beyaz renkte ve gitgide büyüyen bir yuvarlak olarak inşa edilmiş. Tıpkı modern sanatlar müzesine yakışacak şekilde modern ve farklı bir mimari tarzında yapılmış.

Solomon R. Guggenheim Museum’da sadece modern sanat eserlerini değil aynı zamanda içerisinde çeşitli fim gösterileri ve performansları da bulabileceğiniz bir müze. New York’a geldiğinizde burayı da ziyaret listenize almanızı tavsiye ederim.

Soho

Eğer ki bir sanatseverseniz işte sanata dair neredeyse birçok şeyi bulabileceğiniz bir bölge: Manhattan’da bulunan Soho… Soho’da gezdiğiniz yerlerden oturduğunuz restoranlara kadar entelektüel bir hava solumanız mümkün. Özellikle Arnavut kaldırımlı yolları ayrıca seveceğinizi düşünüyorum. Burayı ülkemizin Nişantaşı’na benzetebiliriz. Soho’da sanattan restoranlara, lüks mağazalardan gece hayatına kadar birçok yapacak faaliyet bulabilirsiniz.

Little Italy

New York’ta Çin Mahallesi olur da İtalyan Mahallesi olmaz mı? Eğerk gerçekten adı gibi küçük bir İtal mahallesini New York’un ortasında görmek, meşhur İtalyan lezzetlerini tatmak isterseniz buraya da uğrayın derim. Özellikle ev yapımı şaraplarını tadarak yorucu bir günün ardından gevşeyebilirsiniz.

Little İtaly’de önceden tabii ki İtalyan nüfusu fazlaymış ancak günümüzde sadece İtalyanların yaşadığı bir yer değil. Aynı zamanda burası restoran ve kafe dışında barları ile de oldukça ünlüdür. Yine Little İtaly’e gittiğinizde Eski Aziz Patrick Kilisesi’ne de uğrayın derim.

 High Line

The High Line aslında eski bir demiryolu üzerine inşa edilmiş bir parktır. Burası eskiden bir demiryolu iken zamanla bu demiryolu kullanılmamaya başlamış ve terkedilmiş bir görüntüye sahipmiş. Bunun üzerine buraya harika bir peyzaj çalışması yapılmış, alan yeşillendirilmiş ve yürüyüş parkurları kurulmuş. Zamanla burası New York’un popüler bir parkına dönüşmüş. Hatta popülaritesi arttıkça çevresine lüks daireler yapılmaya başlanmış.

Siz de eğer eski bir tren yolu nasıl güzel ve yeşil bir alana döndürülmüş görmek isterseniz mutlaka burayı ziyaret edin.

The Cloisters

Dışarıdan baktığınızda kendinizi Ortaçağ’da bir kilisede gibi hissedeceğiniz bu müze bir Charles Collens tasarımıdır. İçerisinde 5 binden fazla sanat eseri bulunuyor ve bu sanat eserlerinin çoğu 12. Ve 15. Yüzyıllara ait. Gotik ve Romanesk olarak tasarlanan bu binayı ve içindeki eserleri görmenizi tavsiye ederim. Kare şeklinde uzanan kulesi de müzeye ayrı bir hava katmaktadır. Özellikle de The Cloisters’ı ziyaret ettiğinizde bahçedeki ambiyansı mutlaka soluyun.

Coney Island (Coney Adası)

Öyle bir ada düşünün ki hem eğlence hem de deniz ve sıcak kumlar bir arada olsun. Coney Adası New York’un en eski eğlence merkezlerinden. İçinde bir lunapark, çeşitli aktiviteler, restoranlar ve alış veriş yerleri bulunmaktadır. Burada çocuklar gibi eğlenip adadaki plajda denize atlayabilirsiniz. Plajı konusunda şunu söylemeliyim ki kumdan oluşan ve boylu boyunca uzanan bir plaj.

Coney Adası aslında eskiden daha fazla rağbet gören bir yer olmasına rağmen günümüzde bu ilgi biraz daha azalmış. Buna rağmen yüzmenin ve eğlencenin hala bir arada olduğu en güzel yerlerden biri. Adada yemek konusuna gelince meşhur Hot Dog’lardan yemenizi tavsiye ederim.

New York Chrysler Building

New York deyince akla ilk gelenler arasında gökdelenler olduğunu size söylemiştim. İşte Chrysler Binası’da bu gökdelenler arasında. Binanın yapılış amacı aslında birçok ofisi içinde barındırması ama bizim için ön plana çıkan kısmı elbette mimarisi, yüksekliği ve en tepeden izleyeceğimiz şehir manzarası…

Chrysler Binası William Van Allen tarafından tasarlanmış 319 metre uzunluğundaki gökdelendir. Özellikle mimarisi ve akşam yanan ışıklarıyla size çok şık bir görsel şölen sunar. Yukarıya doğru gittikçe sivrilen kulesindeki ışıklar gerçekten de büyüleyici. Burası bir zamanlar şehrin en yüksek gökdeleniymiş. İçinde her ne kadar ofisler barındırsa da turistler de burayı gezebiliyor. Böylece gezisiniz içerisinde Chrysler Binası’nı da bulundurmanızda fayda var.

Flatiron Building

1902 yılında inşa edilen Flatiron Binası New York’un en eski ve ilk zamanlar yapıldığında en büyük gökdeleni olarak karşımıza çıkıyor. Ütü şeklinde tasarlanan binanın gerçekten ilginç bir mimarisi var. Ayrıca yapıldığı zamanda ilk kez çelik kullanılan bina olma özelliğini taşıyor.

Flatiron Binası New York’un meşhur 5. Cadde ile Broadway’in kesiştiği noktada bulunuyor. Zaten gördüğünüzde dikkatinizi çekmemesi imkânsız gibi. 87 metre olan bu bina aynı zamanda 22 katlıdır.  Flatiron Binası’nın içerisinde oldukça lüks ve isim yapmış birkaç restoran da bulunuyor.

Madison Square Garden

Madison Square Garden New York’taki ünlü ve 6 katlı bir spor merkezidir. İçerisinde Amerikalıların ünlü buz hokeyinden basketbola kadar birçok spor faaliyetini bulabilirsiniz. Sadece spor faaliyetleri değil Madison Square Garden aynı zamanda konserlere de ev sahipliği yapmaktadır. Burada dünyanın en ünlü sanatçılarından Michael Jackson ve Elton Jonh gibi isimler de burada konser vermişlerdir.

Birçok etkinliğin meydana geldiği Madison Square Garden’ı ziyeret etmek, spor faaliyetlerine katılmak veya çeşitli müzik etkinliklerinde bulunmak isterseniz bu yerin tam size göre olduğunu söyleyebilirim.

Greenwich Village

Kahverengi binalarıyla ünlü olan Greenwich bir zamanlar farklı ve karşı kültürde yaşayan insanların bir araya geldiği bir yermiş. Öyle ki burada çeşitli müzik kulüpleri, çeşitli restoran ve kafelerle birlikte, ağaçlarla çevrili yürüyüş yolları, ortada Washington Square Parkı bulunmaktadır. Greenwich Village sanatsal kültürün merkezlerinden biridir.

Washington Square Parkı 19. Yüzyılda yapılmıştır ve çevresinde ünlü New York binaları vardır. Park çok büyük olmamasına rağmen sürekli olarak aktif ve kalabalıktır.  Ayrıca bu küçük ama sürekli rağbet gören parkta çeşitli sanatsal etkinliklere denk gelebilirsiniz. Bununla birlikte 5. Caddeye buradan gezmeye başlayarak ulaşabilirsiniz.

Wall Street

Aranızda borsayla ilgilenen veya ilgilenmeyen neredeyse birçoğumuzun duyduğu Wall Street ekonominin nabzının New York’ta attığı yerdir. Manhattan’da bulunan Wall Street’te büyük şirketler, bankalar, holdingler göreceksiniz. Wall Street sayesinde bu şehir belki de dünyanın en güçlü ekonomisidir.

Dumbo

Dumbo Manhattan ve Broklyn Körüsü’nü izlemek için denie çok yakın ve şahane manzaraya sahip bir yerdir. Dumbo’nun açılımı “Down Under The Manhattan Bridge Overpass” yani “Manhattan Köprüsü’nün üst geçidinin altında” demektir. Burada hem keyifli bir mola verip, manzaranın tadını çıkarıp harika resimler çekebilirsiniz.

Union Square Meydanı

Bowery ile Broadway caddelerinin kesiminde yer alan bu meydan New York’un yine ünlü meydanlarından biridir. Burayı ünlü yapan şey de birçok gösteri ve protestolara sahne olmasıdır. Burada insanlar toplanır ve çeşitli etkinlikler düzenlerler.

Bu meydana geldiğinizde Union Square Greenmarket’e uğramayı unutmayın. Zira burada birbirinden güzel hem yöresel hem el emeği lezzetleri tadabilirsizniz.  Kendinize veya sevdiklerinize hediyelik eşyalar alabilirsiniz.

Chelsea Market

Chelsea Market içinde dünyanın birçok farklı yerinden farklı lezzetler bulunan oldukça ünlü bir markettir. Burada Amerika’nın yerli yiyeceklerinden tutun da birçok kültürün mutfağına ulaşabilirsiniz. Ayrıca burada çeşit çeşit yiyecekler ve içecekler tadabilirsiniz. Burası aynı zamanda üztü kapalı bir markettir.

Brooklyn Botanic Garden

Brooklyn Botanik Bahçesi için adeta “cennetten bir köşe” deyimini burada kullansak sanırım  abartmış olmam. Çünkü burası dünyanın farklı yerlerinden gelen yaklaşık 1.400 farklı çeşit bitki ile beraber yemyeşil bir bahçe, minik göletler ve yürüyüş patikalarının bulunduğu zaman ötesi bir yer! Burası 1910 yılında açılmış ve 52 dönüm gibi kocaman bir arazi üzerine kurulmuştur. Yürüyüş yolunuz boyunca karşınıza dünyanın çeşitli yerlerindeki bitkilerden oluşan bahçeler göreceksiniz. Özellikler bunların arasından kiraz ağaçlarını görmek isterseniz tabii ki meşhur Japon bahçesine girmenizi tavsiye ederim. Bununla beraber gezebildiğiniz kadar bahçe gezin.

New York Bronx Zoo ( Bronx Hayvanat Bahçesi)

Bitkilerden sonra bir de doğamızın en güzel parçası olan hayvan dostlarımızı görmeye ne dersiniz? Bronx hayvanat bahçesi doğal yaşamın bir parçası olan hayvanları yine doğal ortamlarında bırakarak ziyaretçilerine onlarla tanışma fırsatı sunuyor.

Bronx Zoo 256 dönümlük bir arazi üzerine kurulan ve 5 bin kadar çeşit hayvan barındıran bu hayvanat bahçesi Amerika’nın en büyük hayvanat bahçelerinden birisidir. Bununla birlikte hayvanların büyük bir kısmı burada doğal yaşam alanlarından oluşan yerlerde yaşamaktadır. Biliyorsunuz kafeste gördüğümüz özgür olmayan hayvanlar insanın gerçekten de gördüğü zaman çok canını acıtıyor. Küçücük bir alana sıkışmış hayvanlar buralarda maalesef mutsuz olarak yaşıyorlar. Bu yüzden hem hayvanlarla bir arada olup onları tanımak hem de bu tanışmanın onların özgür alanlarında olması çok daha iyi değil mi?

Bronx hayvanat bahçesi yıl içerisinde çeşitli etkinliklerin de yapıldığı bir yerdir. Eğer ki imkânınız varsa bu etkinliklere de katılabilirsiniz. Ayrıca içeride çeşitli sergiler ve restoranlar da bulunmaktadır.

New York Sokak Lezzetleri

New York’ta Çin mahallesinden, İtalyan sokağına kadar her türlü kültürün yemeğinin olduğu bölgeleri bulabilirsiniz. Eminim size uygun bir lezzet köşe başında bekliyor olacaktır. Biz New York sokaklarında dolaşırken içeride sıra olan daha çok yerel halkın rağbet ettiği yerlerden yemeye özen gösterdik. Ayrıca önümüze her gelen farklı lezzetten tattığımız için hiçbir zaman hayal kırıklığına uğramadık. Bir lezzeti ben çok beğenirken bir diğerini kızım, öbürünü eşim beğeniyordu. Böylelikle hep yeni lezzetler tadıyor hem de sokaklarda dolaşmayı keyiflendiriyorduk.

You may also like