Tayland’da Yemek Kültürünü Yabana Atmayın!

Thai Yemekleri

Renklere kokulara aldanıp Thai yemeklerini kesinlikle es geçmeyin çünkü insanlar yeni tatlara ve görüntülere her zaman ön yargı ile yaklaşır. Thai yemeklerinde kullanılan inanılmaz lezzetli soslar hep koyu renktedir. Sizin ülkenizde de bizim gibi bu koyu renkli soslar kullanılmıyorsa ilk başta o yemekler size bulamaç gibi gözükecektir. Hemen zihninizin sesini susturun ve bir çatal alın. Önce tadın, sonra bir yorum yapın ama kesinlikle bir şans verin çünkü her biri birbirinden sağlıklı ve lezzetli yemekler! Kesinlikle biri size hitap edecektir.

 

Tatlı-Tuzlu Bir Arada

 

Thai yemeklerinde tatlıyla tuzluyu bir arada bulabilirsiniz. Önce garip gelse de sonrasında ilginç bir şekilde bu lezzetler sizi kendine çekiyor. Ananasın üzerinde karidesli pilav gibi… Tamam, biliyorum, başta kulağa garip geliyor ama ön yargılarınızı bir kenara koyun.

 

Tatlı-ekşi-tuzlu-acı öyle güzel bir dengedir ki bunu her yemekte görebilirsiniz.

 

Tayland Sebze Soteler

 

Sebze soteleri anlatmadan geçmek istemedim. Ne lezzettir ki o, yazarken bile ağzımın sulandığını hissediyorum. Çeşit çeşit sebzeler yüksek ısıda, kısa sürede sotelenir. Sebzeleri öldürmeden biraz pişirirler ve üzerine harika soslar eklenir. En sevdiklerim istiridye, köri, soya soslarıdır. Sokak satıcılarından alırsanız zaten tüm yemeklerin nasıl pişirildiğini görebilirsiniz. Böylelikle içine konmasını istemediğiniz bir şey olursa onu çıkartabilme şansınız olur.

Zencefil, zerdeçal, havlıcan, misket limonu, kişniş, nane, sarımsak… Bu tatlara hazır olun.  Limon otu ve elbette yeşil köri yaprakları Tayland yemeklerinin olmazsa olmazlarından.

Yemeden dönmeyin!

Tayland’da yemeden dönmemeniz gereken belirli lezzetler var. Bunlardan da size kısaca bahsetmek istiyorum. Tekrar söylüyorum, görünüşlerine aldırmadan tadın. Babam ve kardeşim gibi ön yargılı davranırsanız yıllar sonra pişman olabilirsiniz. Şimdi sorarsanız kardeşimin en sevdiği yemekler Thai yemekleri. “Ah, şimdiki aklım olsa bu lezzetleri yemeden dönmezdim!” diye pişmanlık duyuyorum. En sevdiği acı mı acı olan yemeği liste başı yaparak sizin de tatmanızı önerdiğim lezzetleri paylaşıyorum.

 

Tadına Bakmadan Dönemeyeceğiniz Tayland Yemekleri:

Tom Yam Kung (Meşhur acılı, Tom Yum Çorbası)

Pad Thai

Yam Neua Yang

Khao Phad Kung

Kai Phad Met Mamuang

Tom Kha Kai

Khao Khai Chiao

 

 

 

Sokak Satıcılarında Yemek Yemek

 

Sokak satıcıları rengârenk görüntüleri ile ilginizi çekecek. Benim gibi lezzet tutkunuysanız tadına bakmasanız bile muhakkak gidip sokak satıcılarının neler pişirdiğine bakacaksınız. Sokak satıcısının tezgâhında kalabalık bir grup gördüğümde dayanamayıp ne piştiğine bakmak istiyorum. Çünkü dünyanın neresinde olursanız olun pişirdikleriniz lezzetliyse muhakkak bunu yemek için sıraya giren bir sürü kişi olacaktır. Bir tezgâhta altınlar satılsa bu benim ilgimi hiç çekmez ama orada enteresan lezzetler varsa işte o kaçırılmayacak bir andır. Bu yüzden Uzak Doğu tüm bunlar için bir cennettir. Tezgâhlar rengârenk görüntülerle doludur ama dikkat etmeniz gereken bazı tezgâhlar da var: Böcek satan satıcılar! Yazının devamında size onlardan da bahsedeceğim.

Pad Thai kung, som tam, Çin böreği ve khao pad sokak satıcılarında deneyebileceğiniz lezzetlerden bazısıdır.

Çin Mahallesi, Ratchawat Pazarı, Bangrak, Nang Loeng Pazarı ve Zafer Anıtı  gibi bölgelerde çok iyi sokak satıcıları bulabilirsiniz. Ama bunların hiç önemi yok! Dediğim gibi kalabalık ve iştahla yemek yiyen birilerini görürseniz bilin ki orada işini iyi yapan bir sokak satıcısı vardır.

Çorbaları es geçmeyin, dünyanın en güzel noodle çorbalarından bir tane deneyin.

Çöpte gördüğünüz sosisler ve etler çok popüler…

Evet, şimdi durmanız gereken nokta. Burayı size nasıl anlatırım? Bilmiyorum. Böcek satan tezgâhlar…

 

Ağız Sulandıran, Böcek Tezgâhları mı Dediniz?

 

Uzak Doğu’ya ilk gittiğimde böcek satıcılarının orta yerde tezgâhta satış yaptığını biliyordum. Bir anda Türkiye’de olduğu gibi kuru yemişçiye benzer satıcılar gördüm. Tabii dayanamayıp koşar adım ilerledim. Hatta şöyle gözüme kestirdiğim dut kurularından bir kâse almaya karar verdim. Tezgâha ilerleyip eğilmemle kalkmam arasındaki kısa vakit bana çok uzun geldi. Dut kurusu sandığım şeyin kavrulmuş larva (kurtçuklar) olduğunu anladığımda yaşadığım hayal kırıklığını tahmin edebilirsiniz. Sonrasında kuru yemiş sandığım şeylerin çekirge, hamam böceği, akrep ve bir sürü farklı böcek türü olduğunu anlayınca gerçekten ne düşüneceğimi bilemedim. Denedim mi? Dedim ya! İlk yolculuğum, deneyemedim. Sadece bakmaya cesaretim oldu. Tabii yanımda annem, babam ve kardeşimin verdiği tepkiyi anlatmama gerek yok. Kendi anne babanızı hayal etmeniz yeterli. Fakat sizin cesaretiniz varsa en az bir tanesini deneyin.

 

Minik Bir Lezzet Dünyası Olabilir mi Suşi Tezgâhları?

 

Dünyanın birçok yerinde suşi yedim ama Bangkok’ta tattıklarım bambaşka bir lezzetti. Bizim sokak satıcıları gibi el arabasında taze yapılmış çeşit çeşit suşiler hem görsel bir şölen hem de karnınızı doyuruyor. İlk başta ne olduklarını anlayamamıştık ama sonra suşinin üzerine koydukları minik süsler sayesinde tezgâhın bir suşi tezgâhı olduğunu fark ettik. Tabii ki içinde ne olduğunu sorsak da anlayamadığımız için ancak tadarak ne yediğimizi çözmeye çalışıyorduk. Siz de birkaç suşi deneyebilirsiniz. Balık sevmiyorsanız vejetaryen suşilerden tadabilirsiniz. İçerisinde genellikle avokado, salatalık ve pirinç oluyor. Haydi, bir tane deneyin.

 

Çeşit çeşit, rengârenk, egzotik meyve tezgâhlarını ve satıcılarını incelemeden dönmek olmaz!

 

Tayland’a Gelip De Tatmadan Dönmemeniz Gereken Meyveler

 

En sevdiğim sokak satıcıları meyve tezgâhlarıydı. Görüntüleri de tatları da harika. Kocaman buz kalıplarının üzerinde çeşit çeşit meyveleri tadabileceğiniz tezgâhlar sizlere uygun fiyatlar sunar. Ayrıca torbanıza doldurduğunuz meyvelerle hem dolaşmaya devam edebilir hem de bu harika lezzetlerin tadına bakabilirsiniz. Görünüşleri sizi aldatmasın. Emin olun tahmin ettiğinizden daha farklı tatlar alacaksınız. Hazır mısınız? Haydi, en değişik görünenin tadına bakın!

Tabii şunu da söylemeden geçmek istemiyorum: Bir meyve var ki kokusu dillere destan! Öyle kötü kokuyor ki otellerin girişlerinde, toplu kamu alanlarında bu meyvenin fotoğrafını görebiliyorsunuz. Durian, Malezya, Tayland ve Vietnam’da uzun ağaçlarda yetişen bir meyve türü. Bu meyveye “Cennet–Cehennem” deniyor. Tahmin edin neden? Kabuğu çok kötü kokan Durian meyvesi ile kesinlikle her yere giremezsiniz. Özellikle otellerin kapı girişinde Durian meyvesinin yasaklı fotoğrafını göreceksiniz. Ne var ki tadı o kokuyla alakası olmayan bir güzellik sunuyor size. Ayrıca harika bir duygu daha vaat ediyor bu meyve: Durian “doğanın uyku hapı” olarak anılır. İnsan vücudunda serotonin ve melatonin salgılanmasına sebep olur. Düşünün ki uyku ve mutluluk hormonunuzu harekete geçirecek bir meyve sizce de denemeye değmez mi? Evet, biz bütün meyvelerin tadına baktık, hem de hepsine. Beğenmediğimiz hiçbir meyve olmadı.

 

Gelmişken Tatmadan Dönmemeniz Gereken Meyveler:

*Dragon Fruit (Gair-ow Mang Gorn)

*Lychee (Linchee)

*Snake Fruit (Ragam)

* Langsat (Longkorng)

*Mangosteen (Mangkoot)

*Jack Fruit

*Pomelo (Som oh):

*Gül Elma (Champoo)

*Muz (Gluay, Pişmiş olarak tadına bakmayı unutmayın.)

*Durian (Toorian)

*Papaya (Malagor)

* Mango ( Mamuang)

*Rambutan (Ngor)

 

 

Hiç Görmediğimiz Deniz Mahsullerini Burada Bulabilirsiniz.

 

Birçok tezgâhta deniz mahsullerini görebilirsiniz. Kurutulmuş deniz ürünleri, kızarmış ya da mangalda, birçok deniz mahsulünü tadabilirsiniz. Temiz olmasına dikkat ederseniz gerisi önemli değil çünkü birçok yerde lezzetli deniz ürünü yiyeceğinize eminim.

Biz bir deniz restoranına gitmiştik. Size restoranı değil de oradaki sistemi anlatmak istiyorum. Çünkü burası gibi birçok yer bulabilirsiniz. Gitmişken böyle bir yer de deneyin derim.

 

“İF İT SWİMS WE HAVE İT” DENİZ MAHSULLERİ VE BALIK RESTORANI

 

“Eğer yüzüyorsa bizde var” sloganlı bir deniz restoranına gittik.

 

Olmazsa olmaz, diyoruz ve deniz mahsulleri restoranına gidiyoruz. İlla bu restorana gitmeniz gerekmiyor ama bu tarz yerlere muhakkak gidip değişik tatlar deneyimlemenizi öneririm.

Bizim gittiğimiz yerde market arabaları ile deniz mahsulleri mini marketinde dolaşıyor, istediğiniz sebze ve deniz ürünlerini alıp masanıza geçiyorsunuz. Sonrasında garson gelip market arabasını alıyor ve nasıl pişirilmesini istediğinizi soruyor. Sebzeler de dâhil, hepsini söylemeniz gerekiyor. Sebzelerden salata mı, yoksa Thai yemeğine benzer bir sebze sote mi istiyorsunuz? Peki, balıklar ve deniz mahsulleri kızartılacak mı, yoksa buharda mı istiyorsunuz? Tüm bu bilgiler sizden alındıktan sonra siparişiniz hazırlanıyor ve masanıza geliyor. Ülkemizle kıyasladığınızda Tayland’da deniz mahsullerine doyuyorsunuz. Masamıza kocaman bir tabak kalamar geliyor ve doyana kadar yiyoruz. Ama en çok sebzeler alıyor gönlümüzü. O soslarla sebzelerin uyumu akıllarda kalıyor.

Kendi ülkemizde bu tarz restoranlar olmadığı için bu konsept çok hoşumuza gitti açıkçası, zaten değişik olan her şeyden keyif almaya programlıydık…

 

 

Peki, Uzak Doğu’da Fast Food Nasıl?

 

Annemle birlikte ne kadar değişik lezzet varsa deniyorduk ama maalesef babam ve kardeşim yüzünden günde bir kere bir fast food dükkânına mutlaka gidiyorduk. Dünyaca ünlü hamburgercilere gittiğinizde kendi ülkenizde yediğiniz gibi olamayacağını bilin. Her ülkenin hamburgeri farklı oluyor. Şimdi isim vermek istemediğim büyük uluslararası hamburger şirketleri o ülkenin lezzet anlayışına uygun (tabii ki çok fazla kendi standartlarını bozmadan) tatlar yaratıyor. Mesela o zaman bana garip gelen şey, ketçap ve mayonezin parayla satılması ama acı sosun ücretsiz olmasıydı. Tabii ki ilk ısırık benim için hayal kırıklığı olmuştu çünkü normal yediğim hamburgerden çok daha farklı bir lezzetti. Erkek kardeşim de çok beğenmemişti ama ön yargısı yüzünden onca farklı yiyeceğin arasında hamburgere mahkûm olmuştu. Yıllar sonra bana şunu itiraf etti: “Abla, en büyük pişmanlığım Uzak Doğu’daki lezzetleri tatmayıp işin tüm keyfini kaçırmış olmam. Şimdi dönüp baktığımda en sevdiğim yemeklerin birçoğu Thai usulü yapılanlar. Ben nasıl kaçırdım bunları!”

Bu fast food deneyimini de sizinle paylaştım ama sonucu hüsran ve pişmanlıktı. Siz de aynı duruma düşmeyin…